<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beyazzarf.com &#187; biyografi</title>
	<atom:link href="http://www.beyazzarf.com/category/biyografi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.beyazzarf.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Jul 2010 22:37:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Konfüçyüs’un Doğum Günü &#8211; Biyografisi</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/konfucyus%e2%80%99un-dogum-gunu-biyografisi/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/konfucyus%e2%80%99un-dogum-gunu-biyografisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 06:18:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Filozof]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[Google Konfüçyüs'un Doğum Günü]]></category>
		<category><![CDATA[google logolari]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs Google Logosu]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs Logo]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs Öğretisi]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs'un Doğum Günü 2009]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs'un Doğum Günü Google]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs'un Doğum Günü Google Logosu]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs'un Doğum Günü Logosu]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs'un Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs'un Öğretisi]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyüs'un Yaşamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/konfucyus%e2%80%99un-dogum-gunu-biyografisi/</guid>
		<description><![CDATA[Filozof, google, Google Konfüçyüs&#8217;un Doğum Günü, google logolari, Konfüçyüs, Konfüçyüs Biyografisi, Konfüçyüs Google Logosu, Konfüçyüs Kimdir?, Konfüçyüs Logo, Konfüçyüs Öğretisi, Konfüçyüs&#8217;un Doğum Günü 2009
Hazırladığı logolarla bize unuttuklarımızı hatırlatan, ufkumuzu genişleten internet arama motoru Google, bu defa da Çinli filozof Konfüçyüs’ün doğduğu günü unutmadı.
Özel günleri hiç unutmayan ve kendine has tasarımlarıyla internet okuyucularını bunu anımsatan İnternet arama devi Google, bugün de Konfüçyüs’ün doğumgününü kutluyor.
Logo tasarımında Çinli filozofun resmine yer veren Google, yazıtlardan ilham aldı. Çin kültürünü derniden etkilemiş, Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs için hazırlanan bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffffff;">Filozof, google, Google Konfüçyüs&#8217;un Doğum Günü, google logolari, Konfüçyüs, Konfüçyüs Biyografisi, Konfüçyüs Google Logosu, Konfüçyüs Kimdir?, Konfüçyüs Logo, Konfüçyüs Öğretisi, Konfüçyüs&#8217;un Doğum Günü 2009</span><br />
Hazırladığı logolarla bize unuttuklarımızı hatırlatan, ufkumuzu genişleten internet arama motoru Google, bu defa da Çinli filozof Konfüçyüs’ün doğduğu günü unutmadı.<span id="more-11059"></span></p>
<p>Özel günleri hiç unutmayan ve kendine has tasarımlarıyla internet okuyucularını bunu anımsatan İnternet arama devi Google, bugün de Konfüçyüs’ün doğumgününü kutluyor.</p>
<p>Logo tasarımında Çinli filozofun resmine yer veren Google, yazıtlardan ilham aldı. Çin kültürünü derniden etkilemiş, Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs için hazırlanan bu jest, Çin halkının da hoşuna gideceğe benziyor.<br />
KONFÜÇYÜS HAKKINDA:</p>
<p>‘Konfüçyüs’ munzur (Çince: Kǒng Fūzǐ, 孔夫子’den latinceleştirilmiştir) “Üstad Kong” Çince 孔子, Kǒng Zǐ, Wade-Giles: K’ung-tzǔ. Çinli filozof, M.Ö. 551 – M.Ö. 479 tarihleri arasında, Doğu Zhou Hanedanlığı döneminde yaşadığı sanılmaktadır. Kong Qiu (Wade-Giles: K’ung Ch’iu) adı altında, Lu devletinin Qufu şehrinde (günümüzde Shandong eyaleti) ve aynı şehirde vefat etmiştir.</p>
<p>Öğretisinin ana teması insancıl düzendir. Buna ulaşmanın yolunun diğer insanlara saygı ve atalara hürmet etmekten geçtiğini belirtmektedir. Konfüçyüs „Yüce“ (君子 junzi), mükemmel manevi insan olarak anılmaktadır. Yüce/iyi insan, ancak dünya bütünüyle uyum içinde yaşayan insandır: “Ahlaki varlığımızın tüm dünya düzeniyle uyum içinde olma noktasına erişmesi”, insanın ulaşabileceği en büyük amaçtır. “Uyum, denge ve iç huzura erişmenin yolu Konfüçyüs’e göre eğitimden geçer”.</p>
<p>İsmin tarihçesi</p>
<p>Kǒng Zǐ ismini, batıdaki Konfüçyüsçülükle anılan bilginlerin okulundan almıştır. Gerçek adı 孔夫子, Kǒng Fū Zǐ, (daha saygın hitap şekli) Üstad Konfüçyüs anlamını taşır. Ismin sonundaki „-us“ parçasının kaynağı, yazıtlarının ilk başta Cizvitler tarafından Latince’ye çevrilmesiyle ilgilidir. Böylece „Kǒng Fū Zǐ“, “Konfüçyüs’e” dönüşmüştür.</p>
<p>Kong ailesi günümüzde hâlâ daha var olmakta ve dünyanın tarihçe kanıtlanmış en eski ailelerinden biri sayılmaktadır. Kong ailesinin 75. nesil üyesi bugün Tayvan’da yaşamaktadır. Qufu şehrinde yaşayan diğer bir ailenin de gene Konfüçyüs soyağacına dayandiğı bilinmektedir. Soyağacının çok eskiye dayanmasından ötürü, binlerce ailenin Kong ailesine bağlı olması mümkün sayılır. Günümüzde halen daha Kong ailesi fertleri, tapınak görünümlü malikanelerindeki kabristana defnedilmektedir.</p>
<p>Hayatı</p>
<p>Doğumundan (M.Ö. 551) iki sene sonra Lu’da (günümüzde Shandong) babası vefat eder. Bunun üzerine genç Konfüçyüs, dedesinden özel ders almaya başlar. 19 yaşında evlenir ve M.Ö. 532–502 yılları arasında düşük işlerde çalışır.</p>
<p>Annesi M.Ö. 529 yılında vefat eder. Laozi ile Luoyang’daki buluşmasından (M.Ö. 518) iki sene sonra iç savaştan kaçar ve komşu devlet Qi’ye sığınır. Lu’ya geri döndüğünde, M.Ö. 500 civarında Konfüçyüs’ün yükselişi başlar. Önce inşaattan sorumlu bakan, daha sonra Lu’nun adalet bakanı ve nihayet M.Ö. 498′de başbakan vekili olur.</p>
<p>M.Ö. 497′de 13 yıllık sürgüne gider ve sırasıyla şu devletleri gezer:</p>
<p>* M.Ö. 495 Wei<br />
* M.Ö. 494 Chen<br />
* M.Ö. 492 Wei, daha sonra Jin<br />
* M.Ö. 490 Cai<br />
* M.Ö. 489 Chen ve Cai’daki çatışmalarda Konfüçyüs neredeyse açlıktan ölmek üzeredir<br />
* M.Ö. 488 Wei</p>
<p>M.Ö. 484′de Lu’ya geri döner. Burada (M.Ö. 482) oğlu Bo Yu’nun ölümünü yaşar . M.Ö. 481′de öğrencisi Yan Hui’nin ölümü ve komşu şehir Qi’deki dükün öldürülmesi aynı zamanda Muharip Devletler Dönemi’nin başlangıcıdır. M.Ö. 480′de öğrencisi Zilu savaş meydanında ölür. Bundan bir yıl sonra da Konfüçyüs hayatını kaybeder.</p>
<p>Ögretisi</p>
<p>Konfüçyüs’ün kendi ve öğrencileriyle yaptığı konuşmaları toplayan Analektler (Çince 論語 / 论语, lùn yǔ / lún yǔ), Çin edebiyatının en önemli 13 klasik eserlerinden biri sayılmaktadır ve dört temel kavramı içerir:</p>
<p>* Anaya-Babaya saygı (孝, xiao),<br />
* insancıllık / merhametlilik (仁, ren),<br />
* adalet (義, yi),<br />
* yazıtlar / ayinler (禮 / 礼, li).</p>
<p>Ana-Babaya saygı, büyüklere hürmet, ahlak kurallarının başında gelen erdemlerdir. Her insan bu kurallara uygun yaşamayı amaçlamalı ve bunu çevresine, dostça, sevecen, ılımlı, güvenilir, dürüst davranışlarla göstermelidir. Konfüçyüs’e göre, “Yüce” insan olmanın ilk şartı, bu dört erdeme ulaşılması asla mümkün olmasa da, yılmadan gayret göstermektir. Gerceği görmek, çaba gösteren herkes için mümkündür. Bunun aracı da Konfüçyüs’e göre bilgidir. Bilgi sahibi olmak, insanların mevki durumuna göre ayırım yapmadan, herkese açık olmalıdır.</p>
<p>Konfüçyüs’ün öğretisi din değil, eski Wu-dinine dayanan etik felsefedir. Öğretisinde kesin bir hiyerarşi sözkonusudur. İnsan ilişkilierinde birbirine itaat etmesi gereken grupler şunlardır:</p>
<p>* vatandaş – hükumdarına itaat etmeli<br />
* genç-yaşlıya itaat etmeli<br />
* koca karısına itaat etmeli<br />
* çocuklar Ana-Babaya itaat etmeli</p>
<p>Bu erdemlere ulaşmanın yolu bilgiden geçer. İnsan, hayatı boyunca, alçak gönüllülüğünü koruyarak, yeni şeyler öğrenmeye çaba göstermelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/konfucyus%e2%80%99un-dogum-gunu-biyografisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>400th anniversary of Galileo’s telescope Nedir &#8211; Anlamı Nedir</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/400th-anniversary-of-galileo%e2%80%99s-telescope-nedir-anlami-nedir/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/400th-anniversary-of-galileo%e2%80%99s-telescope-nedir-anlami-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 07:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[400th anniversary]]></category>
		<category><![CDATA[400th anniversary of Galileo's telescope]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo photo]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo resim]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo telescope 400]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo telescope image]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo telescope photo]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Teleskopu]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo's telescope]]></category>
		<category><![CDATA[of Galileo's telescope]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/400th-anniversary-of-galileo%e2%80%99s-telescope-nedir-anlami-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[400th anniversary,400th anniversary of Galileo&#8217;s telescope,Galileo Kimdir,Galileo photo,Galileo resim,Galileo telescope 400,Galileo telescope image,Galileo telescope photo,Galileo Teleskopu,Galileo&#8217;s telescope,of Galileo&#8217;s telescope
1564 Dogumlu modern fiziğin, teleskobik astronominin Kurucularından Biridir. Galileo İtalyan Bir Bilim Adamıdır.Galileo 1581 Pisa Üniversitesinde tıp tahsili Başladı .1589 pisa uni. profesörlüğü hak etti matematige oldugu merkanından dolayı .Galileo Aristonun Bazı Yanlışlarını Ortaya Cıkardı Bir Bilim Adamı Olarak ( Örnegin Pisa Kulesi )
1609 İse Hollanda Teleskopu İcat Edidi Galileo bunu üstün Zekasıyla Biraz Daha İlerleret Kendi Teleskopunu İcat Etti Ve bunu ASTRONOMİ de Kullandı.
Galileo diger Yanıyda Bir Yazar Olmasıydı Birçok Kez ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffffff;">400th anniversary,400th anniversary of Galileo&#8217;s telescope,Galileo Kimdir,Galileo photo,Galileo resim,Galileo telescope 400,Galileo telescope image,Galileo telescope photo,Galileo Teleskopu,Galileo&#8217;s telescope,of Galileo&#8217;s telescope</span><br />
1564 Dogumlu modern fiziğin, teleskobik astronominin Kurucularından Biridir. Galileo İtalyan Bir Bilim Adamıdır.Galileo 1581 Pisa Üniversitesinde tıp tahsili Başladı .1589 pisa uni. profesörlüğü hak etti matematige oldugu <span id="more-10607"></span>merkanından dolayı .Galileo Aristonun Bazı Yanlışlarını Ortaya Cıkardı Bir Bilim Adamı Olarak ( Örnegin Pisa Kulesi )<br />
1609 İse Hollanda Teleskopu İcat Edidi Galileo bunu üstün Zekasıyla Biraz Daha İlerleret Kendi Teleskopunu İcat Etti Ve bunu ASTRONOMİ de Kullandı.<br />
Galileo diger Yanıyda Bir Yazar Olmasıydı Birçok Kez Kitap Cıkardı Ama En sonun “İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar(1632)” Adlı Kitabı İse Yasaklandı (1633).Ve Müebbet Hapse Mahkum Edildi .70 Yaşında Mahkum olan Galileo Hapiste Gözleri Kör oldu 1642 Yılında ise Hapisde Hayatını Göz yumdu .Ve suan Astronomin Gelişmesinde Büyük Emekleri Bulunan Gallieo’s telescope nun 400 yılını Kutluyoruz.</p>
<p>400th anniversary of Galileo’s telescope Bunun Anlamı İse Türkçede Galileonun Teleskopunun 400.cü Yılı Demektir. Googlede Bunun Resmini Gördüm Sizlerle Paylaşmak İstedim….</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/400th-anniversary-of-galileo%e2%80%99s-telescope-nedir-anlami-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Mevlanın Hayatı Ve Sözleri</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/hz-mevlanin-hayati-ve-sozleri/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/hz-mevlanin-hayati-ve-sozleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 14:16:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[hz.mevlanın biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[hz.mevlanın özeti]]></category>
		<category><![CDATA[hz.mevlanın vefatı]]></category>
		<category><![CDATA[hzmevlanınn eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[mevlanın kabri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/hz-mevlanin-hayati-ve-sozleri/</guid>
		<description><![CDATA[Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi&#8217;nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna&#8217;nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında &#8220;Bilginlerin Sultânı&#8221; ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled&#8217;tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin&#8217;in kızı Mümine Hatun&#8217;dur.
     Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh&#8217;den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü&#8217;I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh&#8217;den ayrıldı.
     Sultânü&#8217;I-Ulemâ&#8217;nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi&#8217;nin Belh şehrinde doğmuştur.<br />
Mevlâna&#8217;nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında &#8220;Bilginlerin Sultânı&#8221; ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled&#8217;tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin&#8217;in kızı Mümine Hatun&#8217;dur.<span id="more-10139"></span></p>
<p>     Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh&#8217;den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü&#8217;I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh&#8217;den ayrıldı.</p>
<p>     Sultânü&#8217;I-Ulemâ&#8217;nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar&#8217;ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.</p>
<p>     Sultânü&#8217;I Ulemâ Nişabur&#8217;dan Bağdat&#8217;a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ&#8217;be&#8217;ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam&#8217;a uğradı. Şam&#8217;dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende&#8217;ye (Karaman) geldiler. Karaman&#8217;da Subaşı Emir Mûsâ&#8217;nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.</p>
<p>     1222 yılında Karaman&#8217;a gelen Sultânü&#8217;/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala&#8217;nın kızı Gevher Hatun ile Karaman&#8217;da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna&#8217;nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun&#8217;u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna&#8217;nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.</p>
<p>     Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti&#8217;nin egemenliği altında idi. Konya&#8217;da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled&#8217;i Karaman&#8217;dan Konya&#8217;ya davet etti ve Konya&#8217;ya yerleşmesini istedi.</p>
<p>     Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya&#8217;ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi&#8217;ni ikametlerine tahsis ettiler.</p>
<p>     Sultânü&#8217;l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya&#8217;da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı&#8217;ndaki bugünkü yerine defnolundu.</p>
<p>     Sultânü&#8217;I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna&#8217;nın çevresinde toplandılar. Mevlâna&#8217;yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi&#8217;nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.</p>
<p>     Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems&#8217;de &#8220;mutlak kemâlin varlığını&#8221; cemalinde de &#8220;Tanrı nurlarını&#8221; görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.</p>
<p>     Mevlâna Şems&#8217;in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî&#8217;nin yerini doldurmaya çalıştılar.</p>
<p>     Yaşamını &#8220;hamdım,piştim,yandım&#8221; sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk&#8217; ın rahmetine kavuştu. Mevlâna&#8217;nın cenaze namazını Mevlâna&#8217;nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna&#8217;yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna&#8217;nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.</p>
<p>     Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah&#8217;ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen &#8220;Şeb-i Arüs&#8221; diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.</p>
<p><span style="color: #000000;"><big><span style="color: #0000ff;"><strong>&#8220;Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!<br />
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir&#8221; </strong></span></big><br />
</span>Hz.Mevlanın Sözleri:<br />
· Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi<br />
ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.<br />
· Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.<br />
. Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..<br />
. Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..<br />
. Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..<br />
· Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.<br />
. Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..<br />
· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?<br />
· İsa&#8217;nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.<br />
· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.<br />
· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.<br />
· Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.<br />
· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?<br />
· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.<br />
· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.<br />
· Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?<br />
· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar<br />
· Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.</p>
<p>Mevlâna&#8217;nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında &#8220;Bilginlerin Sultânı&#8221; ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled&#8217;tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin&#8217;in kızı Mümine Hatun&#8217;dur.</p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh&#8217;den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü&#8217;I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh&#8217;den ayrıldı.</p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ&#8217;nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar&#8217;ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.</p>
<p>Sultânü&#8217;I Ulemâ Nişabur&#8217;dan Bağdat&#8217;a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ&#8217;be&#8217;ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam&#8217;a uğradı. Şam&#8217;dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende&#8217;ye (Karaman) geldiler. Karaman&#8217;da Subaşı Emir Mûsâ&#8217;nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.</p>
<p>1222 yılında Karaman&#8217;a gelen Sultânü&#8217;/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala&#8217;nın kızı Gevher Hatun ile Karaman&#8217;da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna&#8217;nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun&#8217;u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna&#8217;nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.</p>
<p>Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti&#8217;nin egemenliği altında idi. Konya&#8217;da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled&#8217;i Karaman&#8217;dan Konya&#8217;ya davet etti ve Konya&#8217;ya yerleşmesini istedi.</p>
<p>Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya&#8217;ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi&#8217;ni ikametlerine tahsis ettiler.</p>
<p>Sultânü&#8217;l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya&#8217;da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı&#8217;ndaki bugünkü yerine defnolundu.</p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna&#8217;nın çevresinde toplandılar. Mevlâna&#8217;yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi&#8217;nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.</p>
<p>Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems&#8217;de &#8220;mutlak kemâlin varlığını&#8221; cemalinde de &#8220;Tanrı nurlarını&#8221; görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.</p>
<p>Mevlâna Şems&#8217;in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî&#8217;nin yerini doldurmaya çalıştılar.</p>
<p>Yaşamını &#8220;Hamdım, piştim, yandım&#8221; sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk&#8217; ın rahmetine kavuştu. Mevlâna&#8217;nın cenaze namazını Mevlâna&#8217;nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna&#8217;yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna&#8217;nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.</p>
<p>Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah&#8217;ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen &#8220;Şeb-i Arûs&#8221; diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.</p>
<p>&#8220;Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!<br />
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/hz-mevlanin-hayati-ve-sozleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Napolyon Bonapart Biyografisi</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/napolyon-bonapart-biyografisi/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/napolyon-bonapart-biyografisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 08:43:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[lider]]></category>
		<category><![CDATA[napolyon biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart Savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon Bonapart Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasetçi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/napolyon-bonapart-biyografisi/</guid>
		<description><![CDATA[Napolyon Bonapart, asıl adı Napoleone di Buonaparte olan, Fransız Devrimi’nin generali ve Fransa Cumhuriyeti’nin ilk başkanı. Napolyon I adını almasının ardından, 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 tarihleri arasında Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı oldu.
15 Ağustos 1769′da Carlo Buanoparte ile Marie Letizia Ramolino’nun ikinci oğulları olarak, Korsika’nın Ajaccio kentinde dünyaya gelen ve 1779 yılında Brienne’de öğrenim gören Napolyon, 1784 senesinde Parisian École Royale Militaire adlı askeri akademiye girdi. Nisan 1785’te Valence’daki topçu alayına üsteğmen rütbesiyle katılan ve aynı sene Eylül’de izinli olarak gittiği Korsika’da askeri ve politik açıdan etkin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Napolyon Bonapart, asıl adı Napoleone di Buonaparte olan, Fransız Devrimi’nin generali ve Fransa Cumhuriyeti’nin ilk başkanı. Napolyon I adını almasının ardından, 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 tarihleri arasında Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı oldu.<span id="more-9480"></span></p>
<p>15 Ağustos 1769′da Carlo Buanoparte ile Marie Letizia Ramolino’nun ikinci oğulları olarak, Korsika’nın Ajaccio kentinde dünyaya gelen ve 1779 yılında Brienne’de öğrenim gören Napolyon, 1784 senesinde Parisian École Royale Militaire adlı askeri akademiye girdi. Nisan 1785’te Valence’daki topçu alayına üsteğmen rütbesiyle katılan ve aynı sene Eylül’de izinli olarak gittiği Korsika’da askeri ve politik açıdan etkin bir rol oynayarak Jakoben grubu içinde kendini gösteren Napolyon, izninin bitmesine rağmen birliğine dönmedi. Bu yüzden asker kaçağı sayılan Napolyon Nisan 1792’de başlayan Avusturya savaşının ardından affedilerek yüzbaşı rütbesiyle savaşa çağırıldı. Fransa’ya karşı bağımsızlık mücadelesine başlayan Korsika’lı milliyetçilere karşı Jakoben örgütlenmesinde çalışmaya devam eden Napolyon, daha sonra ailesiyle Fransa’ya kaçmak zorunda kaldı.<br />
Paris’e döndükten sonra, Konvansiyon’a karşı hareketi bastırmak için, Paul François Barras ve Lazare Carnot’un kuvvetlerine katılan Napolyon’un Paris’teki siyasi faaliyetleri nedeniyle bir dönem vatana ihanet gerekçesiyle tutuklanmasının ardından, kendisini koruyan siyasilerin de yardımıyla serbest bırakıldığı dönemde Fransa’da yeni bir anayasa ve direktuvarlık doğdu.</p>
<p>1793 senesinin Aralık ayında Toulon’da, kralcılar ve İngiliz ittifak kuvvetlerine karşı bir topçu komutanı olarak başarılı bir mücadele vermesiyle dikkati çekerek tuğgeneral rütbesine terfi etti. 1794′te İtalya’daki topçu birliklerinin komutanlığına getirilmesinin ardından, 5 Ekim 1795 tarihinde İç Güvenlik Kuvvetleri’nin komutanlığına getirilen Napolyon, kısa bir sürede ülkenin en saygın askeri otoritelerinden biri haline geldi.</p>
<p>1796′da İtalya’daki ordunun başkomutanı olan Napolyon Bonapart, aynı sene 10 Nisan’da General de Beauharnais’in dul karısı Josephine ile evlendi. Düğününden iki gün sonra Kuzey İtalya’ya saldıran ve Avusturya ordularını yenilgiye uğrattıktan sonra, Ocak 1797’de İtalya’daki Avusturya askeri varlığını ger, çekilmeye zorlayarak Viyana üzerine yürüyen Napolyon, Avusturya’nın ateşkes istemesi üzerine barış görüşmelerine başlamayı kabul etti. Uzayan görüşmeler neticesinde, antlaşma ancak 17 Ekim 1797 tarihinde imzalanabildi.</p>
<p>1798 yılı başlarında Fransız yönetiminin Napolyon’u İngiltere’nin istilasıyla görevlendirmeleri üzerine, denizlerde etkili bir üstünlük sağlanmadan böyle bir operasyonun başarılı olamayacağını, İngiltere’ye karşı dolaylı bir strateji izlemenin en mantıklısı olduğunu savunan Napolyon, bunu gerçekleştirebilmenin yolunun, Mısır’ı işgal ederek İngiltere’nin Uzakdoğu ticaret yolunun kesilmesi olduğu fikrini öne sürdü. Böylelikle 1798′de Mısır seferine çıkan ve İngiliz donanmasını yenilgiye uğratan Napolyon, Malta’yı aldı. Aynı senenin Temmuz ayında da İskenderiye’yi ele geçiren Napolyon, Nil Vadisi boyunca içerlere ilerledi. Piramitler Savaşı’nda Memlükleri yendi. Ancak Amiral Horatio Nelson yönetimindeki İngiliz Donanması, Abukir Körfezi’ndeki Fransız Donanması’na saldırarak gemilerini batırdı ve Fransızlar’ın ikmal bağlantısı kesilmiş oldu. Nelson’un başarısı üzerine Fransa’ya karşı birleşen İngiltere, Osmanlı, Avusturya ve Rusya’dan oluşan Birleşik Ordu, Rus Generali Alexander Suvorov’un komutasında, Napolyon’un ele geçirdiği toprakları geri aldı.</p>
<p>Napolyon 13,000 Fransız askeriyle Gazze, Jaffa ve Haifa gibi sahil kasabalarını fethetti. Jaffa’yı, girilmesinin ardından birkaç saat içinde tamamen ele geçirmelerine rağmen teslim olmaya çalışan 2,000 Türk askerini süngüye dizen Fransızlar, daha sonra paraları aldıkları sivilleri sonra öldürdüler. Üç gün boyunca aralıksız süren bozgunun ardından Napolyon, 3,000 Türk esirin daha öldürülmesi emrini verdi.</p>
<p>Şubat 1799’da Suriye üzerine yürüyen ancak Akka’da karşılaştığı sert Osmanlı direnişi karşısında Mısır’a dönmek zorunda kalan Napolyon’un ordusu, bir yandan da salgın hastalıklarla savaşmaktaydı.</p>
<p>Napolyon’un ordusunu Mısır’da bırakarak 23 Ağustos 1799 tarihinde, gemi ile Fransa’ya dönmesinin ardından, 9 Kasım 1799 tarihinde hükümet darbesiyle Fransa tarihinde yeni bir dönem başladı. Birkaç hafta sonra, anayasada değişiklikler yapıldı ve yönetim üç konsülün eline bırakıldı. Napolyon “Birinci Konsül” olarak, Fransa’nın mutlak hakimi oldu. Devletin dağıttığı kredileri belli bir düzene sokmak, valilerin ve belediye başkanlarının siviller arasından seçilmelerini ve kendilerini seçen tek merkeze karşı sorumlu olmalarını sağlamak, mahkemeleri ve emniyet örgütünü yeniden düzenlemek gibi bazı reformlar yapmaya çalışan Napolyon, 1802 yılında Fransa Merkez Bankası’nı kurdu. Reform ve yasa çalışmaları halk tarafından da desteklenen Napolyon bu işlerle uğraşırken, Avusturya ve İngiltere orduları hala silahlarını bırakmamışlardı.</p>
<p>Bunun üzerine, 1800’de tekrar İtalya’ya girerek Milano’yu alan ve aynı yılın baharında Avusturya üzerine yürüyen Napolyon komutasındaki Fransız Ordusu, burada da zafer kazandı. Jean Victor Moreau’nun Hohenlinden’deki zaferi üzerine, Avusturya İmparatoru, İngiltere ile ittifakını bozmak ve 1801 Şubatı’nda Luneville Barış Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Şubat 1801’de ve İngiltere ile Mart 1802’de imzalanan antlaşmalar ile Avrupa’da savaşlar sona erdi.</p>
<p>Ancak bu barış dönemi uzun sürmedi. Fransa’nın Avrupa’daki ekonomik ve politik gücünün giderek artması İngiltere açısından giderek genişleyen bir tehdit oluşturmaktaydı. Sonunda İngiltere 1803 yılının Mayıs ayında Fransa’ya savaş ilan etti.</p>
<p>1804′te yaptığı Code Napoleon adıyla bilinen Napolyon Kanunları, halk tarafından da desteklendi.</p>
<p>1804 yılının Mayıs ayında, kralcıların bir komplosunu bahane ederek kendisini imparator ilan eden Napolyon, aynı yıl, 2 Aralık’ta Paris’teki Notre Dame Katedrali’nde, Papa Pius VII’nin bulunduğu törende taç giyerek imparator oldu. Törenin dikkat çeken görüntülerinden biri, Napolyon’un eşi Josephine’i imparatoriçe ilan etmeden tacı önce kendisine takması oldu. Daha sonra 26 Mayıs 1805’te de, İtalya’da kendi kurduğu cumhuriyeti feshederek, Milan Katedrali’nde, kendini İtalya Kralı ilan etti.</p>
<p>Daha sonra İngiltere’nin baskılarıya Avusturya, Rusya, Napoli ve İsveç’in katıldığı III. Koalisyon adında bir karşı ittifak, oluşturuldu. Fransız Filosu’nun Kraliyet Donanması’nı alt edemeyeceğini bilmesine rağmen, teoride İngiliz Donanması’nı yanıltıp, İngiliz Kanalı’ndan uzağa sürükleyerek, İspanyol ve kendi donanmalarını İngiltere’ye ulaştırmayı planlayan Napolyon, deniz koşullarında savaşma konusunda tamamen bilgisizdi. Verdiği emirler çelişkili ve işe yaramaz olan Napolyon’un ordusu hiç karşı kuvvetle karşılaşmasa bile İngiltere’ye ulaşması en az üç gün sürecekti.</p>
<p>Fransız-İspanyol birleşik donanmasının, 21 Ekim 1805’te yapılan Trafalgar Deniz Savaşı’nda İngiliz donanması karşısında yenilmesi neticesinde, İngiltere yerine müttefiklerini dize getirme yolunu seçen Napolyon, Fransız ordusunu Manş kıyılarından Orta Avrupa’ya yürüterek, gizlice Almanya içlerine soktu ve tacının takmasının birinci yıldönümü olan 2 Aralık 1805’te, Ulm ve Austerlitz zaferleriyle Avusturya ve Rusya’yı mağlup etti.</p>
<p>Eylül 1806 da Prusya Ordusu’nu Jena Savaşı’nda, hemen ardından da Ruslar’ı Friedland Savaşı’nda bozguna uğratan Napolyon’un 1807 Temmuz’unda Rus Çarı I. Aleksandr’la imzaladığı Tiltis Antlaşması sonucunda Rusya savaştan çekilmek zorunda kaldı.</p>
<p>Mart 1810’da Habsburg Hanedanı’ndan Marie-Louise ile ikinci evliliğini yapan Napolyon’un bu evlilikten, 1811′de yasal varisi olan Napolyon II dünyaya geldi.</p>
<p>22 Haziran 1812 tarihinde 453,000 kişilik ordusuyla Rusya’ya giren Napolyon, Polonya’lı milliyetçi ve yurtsevelerin desteğini alabilmek için savaşa, II. Polonya Savaşı adını koydu. İlk Polonya Savaşı, Polonya’nın Rusya, Prusya ve Avusturya’ya karşı bağımsızlık mücadelesiydi. Polonyalı yurtseverlerin, bölünmüş Polonya’nın Rus tarafındaki bölümünün Varşova Düklüğü’ne katılmasını ve yeni bir Polonya Krallığı kurulması talebi, bunun Prusya ve Avusturya’yı Fransa’ya karşı savaşa sürükleyeceğinden çekinen Napolyon tarafından geri çevrildi. Napolyon ayrıca Rus derebeylik kölelerinin serbest bırakılması isteğini de, tutucu kesimin tepkisini alma korkusuyla kabul etmedi.</p>
<p>Mikhail Bogdanovich Barclay de Tolly komutasındaki Ruslar, Napolyon’un elde etmeyi umduğu bitirici çatışmadan kendilerini ustalıkla korumayı başardılar ve Rusya’nın iç kesimlerine doğru geri çekilmelerini sürdürdüler. 16 ve 17 Ağustos’ta Smolensk’te kısa süreli çatışma girişimine karşı durulduysa da Ruslar bölgede birçok kez yenilgiye uğradı ve böylelikle Napolyon avantajlı durumda kaldı. Fransızlar ile karşılaşmaktan mütemadiyen kaçınan Rus Ordusu, sadece Napolyon’un savaşmaya çekindiği bazı bölgelerde fırsattan istifade güç gösterdi.</p>
<p>Fransızlar ülkenin iç kısımlarına doğru ilerledikçe, Ruslar’ın, düşmanın yararlanmasını önlemek için bütün mahsülü taktiği sayesinde yiyecek temin etmeleri de giderek zorlaştı. Açlığın yanı sıra zorlu Rusya iklimiyle de başetmek zorunda kalan Fransızlar’ın, önceki sekiz haftada kaydettikleri başarı sonuçsuz kalmak üzereydi.</p>
<p>7 Eylül 1812’de, Borodino’da Rusya seferinin en önemli savaşı gerçekleşti. Napolyon toplayabildiği 135,000 askerin 30,000 tanesini çoktan kaybetmiş ve düşman topraklarının 600 mil içine girmişti. Büyük kayıplarla da olsa başarı elde etmeyi amaçlayan Napolyon’un bu sorgulanamaz işgalinin neticesi, 19 Ekim’de başlayan utanç verici bir geri çekilme ile belli oldu. Ordunun yönetimi Joachim Murat’a bırakarak Paris’e dönen Napolyon, kendisine karşı düzenlenen hükümet darbesini bastırarak yeni bir ordu kurdu.</p>
<p>Ordusunun büyük bir bölümünü Rusya Seferi sırasında kaybeden Napolyon yüzünden Fransa, yeni bir ordu oluşturmanın zorluklarına katlanmak zorunda kaldı. Üretimden çekilen işgücü ve artırılan vergiler, Napolyon’u halkla karşı karşıya bıraktı. Bu dönemde kendisine karşı düzenlenen hükümet darbesini bastırdı ve yeni bir ordu kurdu. Ancak 1813 ve 1814′te baskılar arttı ve halk desteği düştü.</p>
<p>Düşman kuvvetleri 1814′te Paris kapılarına dayanınca görevinden alınarak Elbe Adası’na sürgüne gönderildi. Napolyon’un sürgüne gönderilmesinin ardından boşalan Fransa tahtına, XVIII. Louis geçirildi.</p>
<p>7 Mart 1815′te Elbe Adası’ndan kaçarak, gizlice Paris’e dönen ve halk desteğini tekrar toplayarak hemen yeni bir ordu düzenleyen Napolyon, Belçika’ya saldırdı. Kazandığı önemsiz birkaç zaferden sonra Wellington’un komutasındaki İngiliz ve Gebhard Von Blücher komutasındaki Prusya Kuvvetleri tarafından 18 Haziran 1815′te Waterloo’da büyük bir yenilgiye uğratıldı.</p>
<p>Paris’e dönüşünün ardından ikinci kez tahttan indirilen Napolyon, Amerika’ya kaçmak istedi, ancak bunu başaramayınca İngilizler’e teslim oldu. İngilizler tarafından Atlantik’teki St. Helena Adası’na götürülen Napolyon, son yıllarını bu küçük adada geçirdi ve anılarını yazdırdı.</p>
<p>5 Mayıs 1821′de, 51 yaşındayken ölen Napolyon’un cenazesi ancak 1840 yılında Paris’e getirilebildi ve İnvalides’e gömüldü. Ölüm nedeni tam olarak bilinmeyen Napolyon’un uşağı tarafından zehirlendiği de öne sürülen sebepler arasındadır.</p>
<p>Kısa zamanda Fransa Halkı’nın sevgisini kazanan ve yabancı ülkelerdeki Fransızlar’ın, ülkelerine dönüp devletin modernleştirilmesinde kendisine yardımcı olmalarını sağlayan Napolyon, imparatorluğu boyunca sayısız zafer kazandı. Ancak Napolyon’un, Fransa içindeki bazı huzursuzluklara ek olarak, güçlü İngiliz Donanması’na, İspanya ve İtalya’da tahta geçirdiği akrabalarına halk tarafından duyulan kin ve nefrete ve kendine bağladığı devletlerde beliren milliyetçilik akımlarına da göğüs germesi gerekmekteydi.</p>
<p>Yeğeni Napolyon III, 1851’de, amcası kadar büyük bir ihtişamla olmasa da ülkesinin yeni hükümdarı oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/napolyon-bonapart-biyografisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saba Tümer Biyografisi</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/saba-tumer-biyografisi/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/saba-tumer-biyografisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2009 08:41:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[diksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[ege tv]]></category>
		<category><![CDATA[emekli]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[feyman]]></category>
		<category><![CDATA[gitti]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[ne var ne yok]]></category>
		<category><![CDATA[nuri]]></category>
		<category><![CDATA[pakize suda]]></category>
		<category><![CDATA[reha muhtar]]></category>
		<category><![CDATA[saba]]></category>
		<category><![CDATA[saba haberturk]]></category>
		<category><![CDATA[saba kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer bu gece]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer facebook]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer haber]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer mail adresi]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer msn]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer msn adresi]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer programı]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümer resmi sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[saba tümeroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[sky tv]]></category>
		<category><![CDATA[star tv]]></category>
		<category><![CDATA[sundu]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[trt spikeri]]></category>
		<category><![CDATA[tümer]]></category>
		<category><![CDATA[tümer kimdir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/saba-tumer-biyografisi/</guid>
		<description><![CDATA[Özel İzmir Fatih Lisesi’nden mezun olduktan sonra ikinci tercihi olan Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandı. Üniversitede okurken akrabası Nuri Çolakoğlu Show TV’yi kurmakla meşguldü ve kendisine asistanlık teklif etti fakat Saba Tümer, bu teklifi annesinin izin vermeyişi sebebiyle reddetmek zorunda kaldı.
Bitirdikten sonra 6 ay Sky TV’de çalıştı ve diksiyon dersleri aldı. Annesinin vefatı üzerine derslere bir süre ara verdi. Sonrasında o zamanın ünlü spikeri Gülgün Feyman’dan diksiyon dersleri almak üzere İstanbul’a gitti fakat Gülgün Feyman kendisine ders vermeyi reddedince emekli TRT spikeri Günay Oğuz’dan ders almaya başladı. Altı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özel İzmir Fatih Lisesi’nden mezun olduktan sonra ikinci tercihi olan Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandı. Üniversitede okurken akrabası Nuri Çolakoğlu Show TV’yi kurmakla meşguldü ve kendisine asistanlık teklif etti fakat Saba Tümer, bu teklifi annesinin izin vermeyişi sebebiyle reddetmek zorunda kaldı.<span id="more-9479"></span></p>
<p>Bitirdikten sonra 6 ay Sky TV’de çalıştı ve diksiyon dersleri aldı. Annesinin vefatı üzerine derslere bir süre ara verdi. Sonrasında o zamanın ünlü spikeri Gülgün Feyman’dan diksiyon dersleri almak üzere İstanbul’a gitti fakat Gülgün Feyman kendisine ders vermeyi reddedince emekli TRT spikeri Günay Oğuz’dan ders almaya başladı. Altı ay da Ege TV’de çalışıp sonrasında 4,5 yıl NTV’de günlük haberleri okudu ve bir süre NStyle adlı dergide yazılar yazdı.</p>
<p>NTV’den ( Nilüfer (şarkıcı)’in Reha Muhtar’a tavsiyesi ile ) Reha Muhtar’ın anchorwomanlık teklifi üzerine Show TV’ye transfer oldu ve bir süre Show TV &#8211; dış haberler sorumlusu olarak çalışmaya başladı ancak daha sonra SKYTURK’e geçerek Serdar Akinan ile birlikte “Ne Var Ne Yok” adlı programın sunuculuğunu yaptı, sonrasında superpoligon.com’un anketinde “en iyi bayan haber spikeri” seçilerek tekrar Show TV’ye döndü ve “Saba Tümer İle Bu Gece” adlı programı sunmaya başladı.</p>
<p>Bir süre burada gece haberlerini sunmaya devam ederken Okan Bayülgen’in teklifi üzerine “Haber Makinası” adlı programda yer aldı ve aynı günlerde köşe yazarı Pakize Suda ile Star TV’de “Lütfen bu konuya girmeyelim” isimli kadın programını sundu.</p>
<p>Star TV’nin programı yayından kaldırmasından sonra tekrar Show TV’ye geçerek Cem Özer ile birlikte “Haberiniz Var mı?” isimli sabah programını sunmaya başladı, ancak iki ay süren program yayından kaldırıldı.</p>
<p>Bundan sonra gelen dedikodu ve magazin içerikli program tekliflerini redderek yaklaşık bir yıl ekranlardan uzak kalmayı tercih eden Saba Tümer, 31 Mart itibariyle HaberTürk’te “Saba Tümer İle Bu Gece” isimli haber programının sunuculuğuna yeniden başladı.</p>
<p>Saba Tümer, 2004′ten sonra yayınlanan “Saba Tümer İle Bu Gece” programından sonra geniş bir hayran kitlesine sahip oldu. Bayan hayranları saç, ayakkabı ve makyaj konusunda Saba Tümer’i taklid etmeye çalıştıklarını söylüyorlar. Hayranlarına göre O sadece güzel değil aynı zamanda pratik zekalı, kibar, hazır cevap ve seviyeli bir kadın ayrıca özel hayatıyla hiçbir zaman gündeme gelmemiş olması, Saba Tümer’in hayranları gözündeki değerini daha da arttırıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/saba-tumer-biyografisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Frank Rijkaard Kimdir?Biyografisi</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/frank-rijkaard-kimdirbiyografisi/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/frank-rijkaard-kimdirbiyografisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 19:25:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard 2009]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard Başarıları]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard Galatasaray Teknik Direktörü]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard Hayat Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard Kariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Rijkaard Kimdir?Biyografisi - Başarıları]]></category>
		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray 2009]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Teknik Direktörü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/frank-rijkaard-kimdirbiyografisi/</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray’ın resmi internet sitesinden yapılan açıklamada ‘Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı teknik direktörlüğüne Frank Rijkaard getirilmiştir. Kendisine yeni görevinde başarılar dileriz.’ denildi.
KARİYERİ GÖZ KAMAŞTIRIYOR
30 Eylül 1962′de doğan ve efsanevi Hollanda Milli Takımı’nın unutulmaz oyuncuları arasında yer alan Rijkaard, Ajax, Zaragoza ve Milan’da oynadı. 1981 &#8211; 1994 yılları arasında 73 kez milli formayı giydi ve 10 gol attı. 1988 yılında Hollanda Milli takımı ile Avrupa Futbol Şampiyonası’nda şampiyonluk kazandı.
Rijkaard, 1995′te futbolu bıraktı. Ardından Guus Hiddink’in yardımcısı olarak Hollanda Milli Takımı’nda göreve başladı. Hiddink görevi bırakınca milli takımın başına geçti ve özellikle 2000 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray’ın resmi internet sitesinden yapılan açıklamada ‘Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı teknik direktörlüğüne Frank Rijkaard getirilmiştir. Kendisine yeni görevinde başarılar dileriz.’ denildi.</p>
<p>KARİYERİ GÖZ KAMAŞTIRIYOR<span id="more-8928"></span><br />
30 Eylül 1962′de doğan ve efsanevi Hollanda Milli Takımı’nın unutulmaz oyuncuları arasında yer alan Rijkaard, Ajax, Zaragoza ve Milan’da oynadı. 1981 &#8211; 1994 yılları arasında 73 kez milli formayı giydi ve 10 gol attı. 1988 yılında Hollanda Milli takımı ile Avrupa Futbol Şampiyonası’nda şampiyonluk kazandı.</p>
<p>Rijkaard, 1995′te futbolu bıraktı. Ardından Guus Hiddink’in yardımcısı olarak Hollanda Milli Takımı’nda göreve başladı. Hiddink görevi bırakınca milli takımın başına geçti ve özellikle 2000 Avrupa Şampiyonası’nda oynattığı futbol ile takdir kazandı. Ancak Hollanda penaltılar ile İtalya’ya elenince istifa etti. 2001-2002′de Rotterdam’ı çalıştırdıktan sonra 2003′te Barcelona’nın başına getirildi.</p>
<p>2008 yılında Katalan ekibinden istifa etti. Barça’da çalışırken 2005′te Devler Ligi’ni kazandı. İki kez de La Liga’da şampiyon oldu. Rijkaard, geride bıraktığımız sezon takım çalıştırmadı. Hollanda Milli Takımı’nın başında 22 maça çıkan Rijkaard, 22 galibiyet, 12 beraberlik ve 2 mağlubiyet yaşadı.</p>
<p>Hollandalı çalıştırıcı Sparta Rotterdam’da ise 34 maçta sadece 4 galibiyet alabildi, 18 kez berabere kaldı, 12 kez ise yenildi. Rijkaard son olarak Barcelona’nın başında ise tam 209 maça çıktı. 128 galibiyet gören Rijkaard, 43 beraberlik, 38 de mağlubiyet yaşadı.</p>
<p>Rijkaard’ın futbolculuk ve hocalık kariyeri ise şöyle:</p>
<p>FUTBOLCULUK KARİYERİ:<br />
AJAX</p>
<p>Hollanda Lig Şampiyonluğu 1982, 1983, 1994, 1995<br />
Hollanda Süper Kupası 1983, 1987, 1993, 1994<br />
Hollanda Kupa Şampiyonluğu 1986, 1987<br />
UEFA Şampiyonlar Ligi 1995<br />
MILAN</p>
<p>Seri A Şampiyonluğu 1992, 1993<br />
İtalya Kupası 1989<br />
İtalya Süper Kupası 1989, 1992<br />
Şampiyon Kulüpler Kupası 1989, 1990<br />
UEFA Süper Kupası 1989, 1990<br />
Kıtalararası Kupa 1989, 1990<br />
MİLLİ TAKIM</p>
<p>Avrupa Şampiyonluğu 1988<br />
ÖDÜLLER</p>
<p>Yılın Hollandalı futbolcusu 1985, 1987<br />
Serie A’da Yılın Yabancı Futbolcusu 1992<br />
TEKNİK DİREKTÖRLÜK KARİYERİ:<br />
BARCELONA</p>
<p>Şampiyonlar Ligi 2006 La Liga şampiyonluğu 2005, 2006 İspanya Süper Kupası 2005, 2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/frank-rijkaard-kimdirbiyografisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
