<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beyazzarf.com &#187; Çocuk Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.beyazzarf.com/category/cocuk-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.beyazzarf.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Jul 2010 22:37:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Zekasını Açacak Öneriler</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/cocugunuzun-zekasini-acacak-oneriler/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/cocugunuzun-zekasini-acacak-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 11:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[0-6 yaş zeka açacak öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların zekası nasıl açılır]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların zekasını açmak için ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[zeka açmak için ne yapmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/cocugunuzun-zekasini-acacak-oneriler/</guid>
		<description><![CDATA[1. Onunla konuşun. Çocuklarınızla konuşmak ve onları dinlemek yapabileceğiniz en önemli iki şeydir. Kimse onunla konuşmazsa konuşmayı öğrenemez ve kimse onu dinlemezse beyni pratik yapamaz; dolayısıyla iletişim kurmayı beceremez. Konuşun, sizinle iletişim kurmaya yaşamının her döneminde ihtiyacı olacak! Araştırmalara göre, bebeğinizle konuşma şekliniz diğerlerinden farklıdır ve bebeğiniz de konuşmayı sizin sözlerinizden öğrenir. Beyin gelişimine sizin anne şefkati dolu sözleriniz faydalıdır.
2. Şarkılar söyleyin. Bebeğinizle şarkılar söyler, güler, şakalaşırsanız çocuklarınız daha erken konuşur.
3. Nesneleri anlatın. Ona bazı nesneleri isimlendirip tarif edin, diğer nesnelerle karşılaştırın, ne işe yaradıklarını açıklayın. Sizi pür dikkat dinlediğini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.anaokuluhaber.com/images/stories/zekicocuk1.jpg" alt="" width="197" height="172" />1. Onunla konuşun. Çocuklarınızla konuşmak ve onları dinlemek yapabileceğiniz en önemli iki şeydir. Kimse onunla konuşmazsa konuşmayı öğrenemez ve kimse onu dinlemezse beyni pratik yapamaz; dolayısıyla iletişim kurmayı beceremez. Konuşun, sizinle iletişim kurmaya yaşamının her döneminde ihtiyacı olacak! <span id="more-6602"></span>Araştırmalara göre, bebeğinizle konuşma şekliniz diğerlerinden farklıdır ve bebeğiniz de konuşmayı sizin sözlerinizden öğrenir. Beyin gelişimine sizin anne şefkati dolu sözleriniz faydalıdır.</p>
<p>2. Şarkılar söyleyin. Bebeğinizle şarkılar söyler, güler, şakalaşırsanız çocuklarınız daha erken konuşur.</p>
<p>3. Nesneleri anlatın. Ona bazı nesneleri isimlendirip tarif edin, diğer nesnelerle karşılaştırın, ne işe yaradıklarını açıklayın. Sizi pür dikkat dinlediğini fark edeceksiniz!</p>
<p>4. Arka plandan gelen sesleri kesin. Televizyon ya da radyonun sesi çok açıksa siz ve bebeğinizin dinleme ve konuşma eylemlerini engeller.</p>
<p>5. Çocuğunuz konuşurken bütün dikkatinizi ona verin. Sırtınızı dönmemeye çalışın, diz çöküp göz kontağı kurun.</p>
<p>6. Ona bir şeyler okuyun. Çocuğunuza bir şeyler okumak, dilini öğrenmesini sağlar, algılarını, dikkat genişliğini artırır. Bu yüzden kitapları hayatınızın bir parçası haline getirin, çocuğunuzu uyuturken mutlaka ona okuyun. Çocuğunuzun ilgisini çekmeye başladığında harflerin şekillerini göstererek okuyun, böylece bazı çocuklar okumayı 3 yaşından itibaren öğrenebilir.</p>
<p>7. Müzik çalın. Her ne kadar klasik müziğin çocuğunuza daha parlak bir zeka sağladığı ispatlanmadıysa da, müzik onun zihinsel ve duygusal gelişimini zenginleştirecektir. Bazı insanlar müzik ve matematik yeteneğinin birbirleriyle alakalı olduğuna inanır. cocukgelisimi.net Oysa çalışmalar, müzisyenlerin matematikte birçok insandan farklı ya da daha iyi olmadığını gösterir. Çocukların matematik yeteneğine sahip olmasında daha çok ailelerin kitaplar ve iletişimle sağladığı öğrenme cesareti önemli bir rol oynar.</p>
<p>8. Çocuğunuzu uyuturken ona şarkı söyleyin. Bu hem çocuğunuzun daha rahat uyumasını, hem de tekrar ile kelime hazinesini geliştirmesine yardımcı olur.</p>
<p>9. Müzik eşliğinde diğer şeyleri de öğretin. &#8221; 1- 2 -3 işte yıkıyoruz ellerimizi 4- 5- 6 şimdi diş fırçalama zamanı&#8230;&#8221; gibi melodiler çocuğunuzun konsantre olmasına ve kelimeleri hatırlamasına yardımcı olur.<br />
cocukgelisimi.net<br />
10. Çocuğunuzun sevdiği müziği seçmesine izin verin. Ve davullar, ziller kullanarak gürültü patırtı çıkarmasına bir süre katlanın.</p>
<p>11. Bırakın boyasın. Çocuklarınızın boya kalemleri ve oyun hamurlarıyla vakit geçirmesine engel olmayın çünkü bunlar el becerilerini artırır ve sanatsal bir şekilde kendilerini ifade etmelerine yardımcı olur. cocukgelisimi.net</p>
<p>12. Mutlaka beğenilerinizi sunun. Yaptıklarına iltifat edin ve onları herkesin görebileceği bir duvara asın.</p>
<p>13. Sanatsal faaliyetler için malzemeler bulundurun. cocukgelisimi.net Yumurta kutularını atmayın, alışveriş paketlerini saklayın, tuvalet kağıtlarındaki ruloları da kesmek ve yapıştırmak için kullanın. Değişik kolajlar yapmak için parktaki yaprakları toplayabilir ve duvar kağıtlarının parçalarını çocuklarınız için saklayabilirsiniz.</p>
<p>14. Sayıları hayatınızın bir parçası haline getirin. Matematiği ne kadar erken öğrenirse, o kadar rahat eder ve kendine olan güveni artar. Merdiven basamaklarını saymak gibi ufak adımlarla başlayın. cocukgelisimi.net</p>
<p>15. Sayıları melodik bir şekilde öğretin. &#8220;Beşten sonra altı nerde kaldı kahvaltı, altıdan sonra yedi kedi ciğeri yedi&#8221; gibi.</p>
<p>16. Büyük küçük gibi niceliklerden bahsedin. &#8220;Masadaki tabakları sayabilir misin?&#8221; &#8220;Büyük olanı mı yoksa küçük olanı mı istersin?&#8221; gibi sorularla başlayabilirsiniz.</p>
<p>17. Oyuncaklar ve oyunlar yardımıyla sayıları öğretin. Buzdolabına yapıştırılan mıknatıslı sayılar, küvete atabileceğiniz köpükten yapılmış olanlar, sayılarla ilgili yapbozlar ya da Monopoly&#8217;nin çocuklar için olanlarından alın. cocukgelisimi.net</p>
<p>18. Bazı şeyleri parçalara bölerek sayıları öğretin. Yiyecekleri küçük parçalara ayırın ve o parçaları çocuğunuzla birlikte sayın.</p>
<p>19. Televizyonu asla bir bebek bakıcısı gibi kullanmayın. Çünkü o çocuklarınızla iletişim kurmakta sizin yerinize geçemez.</p>
<p>20. Aynı videoyu ya da DVD&#8217;yi sayısız kere izlemesi sizi endişelendirmesin. Tekrar etme çocuğunuz öğrenmesine yardım eder.</p>
<p>21. Gezin ve öğrenin. Bir parka, kütüphaneye ya da mağazaya yapılan gezilerde çok şey öğrenebilirsiniz. cocukgelisimi.net</p>
<p>22. Ara sıra aktivitelerinizi değiştirmeyi deneyin. Diğer çocuklarla oynamasını, onları ve ailelerini düzenli olarak görmesini sağlayın.</p>
<p>23. Bütün kamu imkanlarından yararlanın. Parklar, kütüphaneler, müzeler, sanat galerileri ve yüzme havuzları gibi yerlere çocuğunuzu götürerek sosyalleşmesini sağlarsınız.</p>
<p>24. Aynaları kullanın. Bebeğinizin yansımasını izleyerek vücudunu ve hareket kabiliyetini fark etmesini sağlayın. cocukgelisimi.net</p>
<p>25. Anne sütüyle besleyin. Bebeğiniz en az 6 aylık olana dek onu emzirin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/cocugunuzun-zekasini-acacak-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Çocuklar söyleneni değil yapılanı yapar</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/dikkat-cocuklar-soyleneni-degil-yapilani-yapar/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/dikkat-cocuklar-soyleneni-degil-yapilani-yapar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 16:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[2009 çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitiminde aile ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitiminde dikkat edilmesi durumlar nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitiminde püf noktalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/dikkat-cocuklar-soyleneni-degil-yapilani-yapar/</guid>
		<description><![CDATA[SEDAT YILMAZ
ORDU- Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yeşilyaprak, çocuklar ve gençlerin bir yanlışlık içerisinde olduğunun anlaşılması durumunda otoriter olmak yerine arkadaş gibi problemin dinlenmesinin de önemine dikkat çekti.
Ordu&#8217;nun Ünye İlçesi Cumhuriyet Başsavcılığı Koruma Kurulu, &#8216;Eğitim Yoluyla Şiddetin Azaltılması ve Suçun Önlenmesi için Anne-Baba Eğitimi Seferberliği&#8217; projesi kapsamında &#8216;Eğiticinin Eğitimi&#8217; konulu konferans düzenledi. Cumhuriyet Başsavcılığı, Ünye Belediyesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Ünye Ticaret ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SEDAT YILMAZ</p>
<p>ORDU- Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yeşilyaprak, çocuklar ve gençlerin bir yanlışlık<span id="more-5055"></span> içerisinde olduğunun anlaşılması durumunda otoriter olmak yerine arkadaş gibi problemin dinlenmesinin de önemine dikkat çekti.</p>
<p>Ordu&#8217;nun Ünye İlçesi Cumhuriyet Başsavcılığı Koruma Kurulu, &#8216;Eğitim Yoluyla Şiddetin Azaltılması ve Suçun Önlenmesi için Anne-Baba Eğitimi Seferberliği&#8217; projesi kapsamında &#8216;Eğiticinin Eğitimi&#8217; konulu konferans düzenledi. Cumhuriyet Başsavcılığı, Ünye Belediyesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Ünye Ticaret Odası&#8217;nda düzenlenen konferansın açılış konuşmasını Cumhuriyet Başsavcısı Cem Sağdıç yaptı.</p>
<p>Konferansa konuşmacı olarak katılan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yeşilyaprak, çocuklar ve gençlerin herhangi bir yanlışlık içerisinde olduğunun anlaşılması durumunda otoriter olmak yerine arkadaş gibi problemin dinlenmesi, sözlü ve örnekli bir biçimde ikna yolu kullanılmasını istedi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de her üç aileden biri şiddete maruz kalırken, her iki aileden birinin ise sözel ya da fiziksel şiddetle karşı karşıya olduğunu ifade eden Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak &#8220;Anne ve babalar aile içinde ya da dışında başta kendi davranışlarına dikkat etmeleri gerekir. Çünkü özenti, taklit yapma duygusu en fazla çocuklarda mevcuttur. Gerek konuşma gerekse fiili davranışlarda; bir fotoğraf makinesi misali çocuklar gördüklerinin adeta fotoğrafını çeker ve beyninde onu muhafaza eder. Bir gün aynı olayla kendisi karşılaştığında, anne babadan veya çevreden aldığı o fotoğrafı kes-yapıştır uygulamasını kullanarak karşı karşıya olduğu duruma montajlar. Bu olumsuz davranışın önüne geçmek için kişi tedbiri baştan elinde tutmalıdır. Yoksa insan kafasına düşen bir saksı misali, insanın başına düştükten sonra iş işten geçmiş olur. Problem için çözüm çok zor hatta çözümsüz olur.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, yine ortaokul ve lise çağındaki çocukların bireylerin özentilerinden dolayı kendi aralarında doğruluğunu araştırmadan risk alma, örneğin; çete kurma yoluna gitmeleri, yine doğruluğunu araştırmadan adrenalinli riskli olaylara karışarak macera yaşama adı altında insanda zıt etki yapabilecek yollar kullandıklarına vurgu yaparak, &#8220;İşte bunların önüne geçmek için ne güzel söylemişler; &#8216;Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.&#8217; Çocuklar takıldığı ortamlara kadar her şeyi ile gözetimimiz, takibimiz altında olmalıdır.&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/dikkat-cocuklar-soyleneni-degil-yapilani-yapar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Sütünü Artırıcı</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/anne-sutunu-artirici/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/anne-sutunu-artirici/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2009 09:28:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü artıran besinler]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü artıran yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü neden azalır]]></category>
		<category><![CDATA[süt artıran yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[süt nasıl artar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/anne-sutunu-artirici/</guid>
		<description><![CDATA[Değerli okuyucu, bebeklerini emziren annelerden sık sık aldığım soruların başında, “Bebeğimi daha uzun emzirmek istiyorum, fakat sütüm azalmaya başladı, ne önerirsiniz?” sorusu gelmektedir. Emzirme döneminin (laktasyon) daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan annelerin sayısı ne yazık ki, giderek artmaktadır. Bu konuda önerdiğim tek bir kür yoktur. Çünkü, emziren bir annenin sütünün erken azalmasının bir çok nedeni olabilir. Bu durumu mutlaka öncelikle hekimleri ile görüşmelerini öneririm. 
Hamile bayanların, bebeklerini emziren annelerin mevsiminin dışında yetişen hormonlu ve ebter tohumlu sebzeleri tüketmemelerini özellikle belirtmek isterim. Ayrıca, mevsiminde olsun veya olmasın ebter tohumdan üretilen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli okuyucu, bebeklerini emziren annelerden sık sık aldığım soruların başında, “Bebeğimi daha uzun emzirmek istiyorum, fakat sütüm azalmaya başladı, ne önerirsiniz?” sorusu gelmektedir. Emzirme döneminin (laktasyon) daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan annelerin sayısı ne yazık ki, giderek artmaktadır. Bu konuda önerdiğim tek bir kür yoktur. Çünkü, emziren bir annenin sütünün erken azalmasının bir çok nedeni olabilir. Bu durumu mutlaka öncelikle hekimleri ile görüşmelerini öneririm. <span id="more-2923"></span></p>
<p>Hamile bayanların, bebeklerini emziren annelerin mevsiminin dışında yetişen hormonlu ve ebter tohumlu sebzeleri tüketmemelerini özellikle belirtmek isterim. Ayrıca, mevsiminde olsun veya olmasın ebter tohumdan üretilen sebzelerin tüketilmemesini öneririm. Transgen (genleri ile oynanmış) tohumlardan elde edilen ve ülkemizde de görülmeye başlayan bu ürünleri, örneğin mısır, hamile bayanların ve bebeklerini emziren annelerin özellikle tüketmemeleri gerekir.</p>
<p>Aşağıda birbirlerinden farklı birkaç tane kür önermiş bulunuyorum. Bu kürlerin tamamı anne sütünü artırıcı etkiye sahiptir. Özellikle, incir-havuç kürü ve taze beyaz dut oldukça güçlü galactogogue (anne sütünü artırıcı) dır. Bebeklerini emziren annelere öncelikle incir-havuç kürünü uygulamalarını öneririm.</p>
<p>· Taze beyaz üzüm<br />
· Dereotu<br />
· İncir (taze veya kurutulmuş)<br />
· İncir-havuç<br />
· Taze beyaz dut<br />
· Haşlanmış taze beyaz dut kurusu</p>
<p>kürleridir. Yukarıda isimlerini yazmış olduğum kürlerin hazırlanma ve kullanma şekillerini aşağıda vermiş bulunuyorum. Aynı anda yukarıda belirtmiş olduğum kürleri birden fazla kürün uygulanmaması gerektiğini özellikle belirtmek isterim.</p>
<p>Bunların dışında diğer yardımcı kürler ise,</p>
<p>· Anason<br />
· Kereviz<br />
· Taze kereviz yaprakları<br />
· Bal kabağı<br />
· Çilek<br />
· Kıvırcık salata<br />
· Sumak<br />
· Rezene çayı<br />
· Tere</p>
<p>Not:Hekiminizin önerdiği ilaçlar var ise, mutlaka kullanınız. Bu bitkiye karşı alerjiniz olup olmadığını öğreniniz. Bu kitaptaki tüm bitkisel kürler ancak ve ancak yetişkinler içindir. Burada okuduğunuz bilgilerin, yardımcı ve destekleyici olduğunu gözardı etmeyiniz. Hekiminize danışmadan buradaki bilgiler ile kendi kendinize kesinlikle teşhis koymayınız ve uygulamayınız. Unutmayınız ki, hastalık yoktur, hasta vardır. Her hastalığın seyri insandan insana değişir. Teşhisi koyacak olan ancak, bir hekimdir.</p>
<p>kaynak;ibrahim saraçoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/anne-sutunu-artirici/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Neden Tırnağını Yer?</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/cocuk-neden-tirnagini-yer/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/cocuk-neden-tirnagini-yer/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 18:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocık neden tırnak yer]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak yenmememisi ne yapmalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/?p=498</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, tırnak yemenin çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmesi ve mutlaka altında yatan sebeplerin tespit edilerek ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.

Sebepleri araştırılmalı
Üzüntü, gerilim, kaygı, öfke, korku, güvensizlik gibi duygular ve aile içi iletişim sorunlarının tırnak yeme davranışına neden olduğunu dile getiren uzmanlar,sorunun çocukluk ve ergenlikte sık karşılaşılan bir durum olduğunu söyledi.
Kendi başınıza önlem almayın
Anne-babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologdan yardım almaları önerildi. Ayrıca, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.saglikmerkez.com/resimler/tirnak.jpg" alt="" width="221" height="171" />Uzmanlar, tırnak yemenin çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmesi ve mutlaka altında yatan sebeplerin tespit edilerek ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.<br />
<span id="more-498"></span></p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Sebepleri araştırılmalı<br />
</span></strong>Üzüntü, gerilim, kaygı, öfke, korku, güvensizlik gibi duygular ve aile içi iletişim sorunlarının tırnak yeme davranışına neden olduğunu dile getiren uzmanlar,sorunun çocukluk ve ergenlikte sık karşılaşılan bir durum olduğunu söyledi.<br />
<strong><span style="color: #0000ff;">Kendi başınıza önlem almayın</span><br />
</strong>Anne-babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologdan yardım almaları önerildi. Ayrıca, ailelerin kendi başlarına alacakları biber, oje vb. maddeler sürme; çocuğun parmaklarına boya, uhu vb. maddeler sürme; elleri bağlama; ceza verme; aşağılayıcı, suçlayıcı veya engelleyici ifadeler kullanma yöntemlerinin sağlıksız,<br />
davranışı pekiştirici olduğu kaydedildi.</p>
<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="2" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<strong><span style="color: #0000ff;">Bunlara dikkat!</span><br />
* </strong>Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir.* Çocukları korku kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir. Küçük çocukların kaygı korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.</p>
<p>* Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken eski hafif eldivenleri giydirmek. Çocuk gece tırnaklarını yemek veya ısırmak istediğinde hatırlatıcı olması bakımından yararlı olabilir.</p>
<p>* Parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde terk etmeye yardımcı olabilir.</p>
<p>* Çocukların ilgisi başka yöne çekilebilir. Sinema, televizyon izlerken veya radyo dinlerken onun ağzını çiğneyecek bir şeyle meşgul etmek tırnak yemenin ve ısırmanın yerine gelecek bir etkinlik olabilir.</p>
<p>* Çocukları ara sıra başarılarından dolayı ödüllendirme bazı durumlarda yarar sağlayabilir. Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.</p>
<p>* Tırnak derin kesilebilir. Çocuğun kendi tırnak bakımıyla uğraşması da yararlı olabilir. Bunun içinde çocuğa manikür ve pedikür malzemeleri alınabilir.</p>
<p>* Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır.</p>
<p>* Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir; çünkü dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/cocuk-neden-tirnagini-yer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul menüsünü takip edin!</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/okul-menusunu-takip-edin/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/okul-menusunu-takip-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 18:15:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[okul menüsü]]></category>
		<category><![CDATA[okul yemeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/?p=496</guid>
		<description><![CDATA[Hergün 2 &#8211; 3 porsiyon meyve ve sebze tüketen çocuk oranı çok düşük.
Servis otobüsü içinde sabahın çok erken saatlerinde yolculuğa başlayan çocuklar, yoğun ders programıyla baş etmeye çalışıyorlar. Sürekli bir sınav stresi içindeler. Bu kadar eziyet içinde iyi beslenmeyi ve sağlıklı bir yaşamı fazlasıyla hak ediyorlar. Onlara bu imkânı sunmakta okullara çok büyük rol düşüyor. Anne babaların ise bu konuda takipçi olmaları önemli. Sabah ve öğle yemeğini okulda yiyen çocukların aileleri mutlaka okul mönüsünü takip etmeliler. Okullar, anne babaları da içlerine alarak sorumluluğu paylaşmalıdırlar. Okul mönüleri bir beslenme ve diyet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5><img class="alignleft" src="http://www.saglikmerkez.com/resimler/okul-menusu.jpg" alt="" width="290" height="140" />Hergün 2 &#8211; 3 porsiyon meyve ve sebze tüketen çocuk oranı çok düşük.<span id="more-496"></span></h5>
<p>Servis otobüsü içinde sabahın çok erken saatlerinde yolculuğa başlayan çocuklar, yoğun ders programıyla baş etmeye çalışıyorlar. Sürekli bir sınav stresi içindeler. Bu kadar eziyet içinde iyi beslenmeyi ve sağlıklı bir yaşamı fazlasıyla hak ediyorlar. Onlara bu imkânı sunmakta okullara çok büyük rol düşüyor. Anne babaların ise bu konuda takipçi olmaları önemli. Sabah ve öğle yemeğini okulda yiyen çocukların aileleri mutlaka okul mönüsünü takip etmeliler. Okullar, anne babaları da içlerine alarak sorumluluğu paylaşmalıdırlar. Okul mönüleri bir beslenme ve diyet uzmanı tarafından planlanmalıdır.</p>
<hr size="2" /><strong><span style="color: #008000;">İyi beslenme eğitimi</span><br />
</strong><br />
Okulda başarı için ders saati ve eğitimci kadar beslenme de önemlidir. Okullar sadece eğitimin kalitesine odaklanırlarsa fiziksel, mental ve sosyal açıdan sağlıksız bir çocuktan hiçbir verim ve başarı elde edemezler. Çocuklar öğrenmek için sağlıklı olmalıdır ama önce nasıl sağlıklı olacaklarını da öğrenmelidir. Çocuklara okul çağından itibaren sağlıklı beslenme ve egzersiz konularında eğitim verilmeli ve çocukların iyi beslenmesine örnek ve destek olunmalıdır.</p>
<p>Çocuklar aşırı yemek yeme ve hareketsizlikle karşı karşıyalar. Amerika&#8217;da yapılan bir araştırmaya göre çocuklar ortalama altı saatini televizyon veya bilgisayar oyunu karşısında geçiriyor. 8 &#8211; 10 yaşındaki çocuklara bakıldığında günde ortalama beş saat 52 dakikayı bu şekilde harcıyor. Bunun dört saat 10 dakikası televizyon, bir saat 5 dakikası video oyunu, 37 dakikası ise bilgisayar kullanımı olarak sıralanıyor. Oysa her gün en az bir saat aktivite yapmaları gerekiyor ve iki saatten fazla televizyon izlememeleri önemli.</p>
<p>Human Environment Research laboratuarı şefi Frances Kuo ise dışarıda oyun oynayanların, evde video oynayanlara göre boy uzunluğunun daha farklı olduğunu bildiriyor. 1960&#8242;lı yıllarda haftada 27 saat çocuk programı yayınlanırken şu an Amerika&#8217;da sadece çocuklar için yayın yapan 14 kanal var.</p>
<p><strong><span style="color: #008000;">Özendirme çalışması</span><br />
</strong><br />
Hergün 2 &#8211; 3 porsiyon meyve ve 2 &#8211; 3 porsiyon sebze tüketen çocuk oranı çok düşük. Haftanın yedi günü en az iki bardak süt veya yoğurt tüketen çocuk sayısı da az. Bu sebeple okullarda tabaklarda renk olması meyve ve sebzeye özendirme çalışmaları önemli.</p>
<p>Çocukların düzenli öğün tüketmeleri gerekiyor. Ana öğününde yemek yemeyen çocuk, daha yağlı ve şekerli atıştırmalara yöneliyor. Bu da bir sonraki ana öğünde dengesiz seçimlere sebep olabiliyor. Çocuklar izleyerek öğreniyor. Anne ve babalar unutmamalı ki birileri onları izliyor ve taklit ediyor. Bu sebeple hiç meyve sebze yemeyen bir annenin ısrarları tamamen boşuna.<br />
Özellikle sebze tüketimi düşük olan çocuklarda lif ve çeşitli beslenme açısından salata barlar bir alternatif olabilir. Ancak yöntem olarak çok karışık ve soslu salatalar yerine sade ama çeşitli malzemelerden çocukların salatasını kendisinin yaratması daha doğru olur. </p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Ramazan&#8217;ın tadı tatlılar</strong></span></p>
<p>Bütün günün açlığının ardından iftar yemeklerinin tatlıyla kapanması adettendir. Ramazan&#8217;a özel tatlımız bile var; Güllaç. Sağlıklı beslenme ilkeleri açısından değerlendirildiğinde Ramazan&#8217;a en uygun tatlı da bana göre zaten Güllaç. Çünkü sütlü bir tatlı, yaÇ içeriği düşük ve üzerine serpilen cevizler de besin kalitesi açısından son derece faydalı. Dikkat edilmesi gereken ise yediğiniz miktar, yediğiniz saat ve yeme sıklığınız.</p>
<p>Tatlı tüketimini her gün yerine haftada 2 &#8211; 3 kez ile sınırlamak da doğru olur. Bunun için de diğer günlerde tatlı yerine meyve veya kuru meyveler seçilebilir. Böylece daha az kalori daha çok vitamin, mineral ve lif alınmış olur.</p>
<p>Meyveli tatlılardan elma, armut, kabak, kuru incir veya kayısı, kaymak ilave etmeden ceviz eklenerek tercih edilmelidir. Bir kase sütlü tatlı veya güllaç enerji değeri olarak toplamda bir dilim ekmek, bir bardak süt ve bir meyveye eşittir. Tatlı yediğinizde yemekten sonra ara öğün hakkınızı bu şekilde tamamlamış olursunuz o yüzden sahurda tekrar bir meyve yemeye dikkat edilmeli.</p>
<p><span style="color: #008000;">  <strong>Üç bardaktan fazla süt obeziteyi tetikliyor</strong></span></p>
<p>Okul çocuklarının 3 bardağa kadar süt tüketimi uygun ancak daha fazla tüketenlerde obezite riski gelişebiliyor. 1996 &#8211; 1999 yıllarında 9 -14 yaşlarında 12 bin 829 çocuk takip ediliyor. Üç bardak süt her gün yeterli faydayı sağlıyor ancak daha fazla tüketimi kalori fazlalığı sebebiyle kilo alımına sebep olabiliyor. İki bardağın altında olması da yetersiz tüketim olarak kabul ediliyor. Bu sebeple günlük 2 &#8211; 3 porsiyon süt öneriliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/okul-menusunu-takip-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLUK ÇAĞINDA BESLENME</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/cocukluk-caginda-beslenme/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/cocukluk-caginda-beslenme/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 18:10:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[0 -1]]></category>
		<category><![CDATA[0-12 ay beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[5 yaş beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bebek beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Anne ve Baba,
Çocuklarda normal büyüme ve gelişmenin izlenmesi, normalden sapmaların tespiti yoluyla hastalıkların belirlenmesi ve önlenmesi için gereklidir. Sağlıklı çocuk takibinde düzenli olarak boy, ağırlık ve baş çevresi ölçümleri yapılmalıdır.
Her şeyden çok sevdiğiniz bebeğinizin büyümesi, gelişmesi ve sağlıklı bir yaşam sürmesi şüphesiz ona sağlayacağınız imkanlarla mümkündür. Düzenli olarak doktora götürmek, kilosunu ve boyunu ölçtürmek, aşılatmak ve uygun besinlerle beslemek suretiyle iyi gelişmesini ve sağlıklı kalmasını sağlayabilirsiniz. Belirli bir çocukta saptanan değerler normal sınırlar içinde olsa bile, zaman içinde çocuğun kendine özgü büyüme grafiğinden sapmalar olabilir.
&#8220;Çocukluk Çağında Beslenme&#8221; adını verdiğim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Anne ve Baba,<br />
Çocuklarda normal büyüme ve gelişmenin izlenmesi, normalden sapmaların tespiti yoluyla hastalıkların belirlenmesi ve önlenmesi için gereklidir. Sağlıklı çocuk takibinde düzenli olarak boy, ağırlık ve baş çevresi ölçümleri yapılmalıdır.<span id="more-493"></span></p>
<p>Her şeyden çok sevdiğiniz bebeğinizin büyümesi, gelişmesi ve sağlıklı bir yaşam sürmesi şüphesiz ona sağlayacağınız imkanlarla mümkündür. Düzenli olarak doktora götürmek, kilosunu ve boyunu ölçtürmek, aşılatmak ve uygun besinlerle beslemek suretiyle iyi gelişmesini ve sağlıklı kalmasını sağlayabilirsiniz. Belirli bir çocukta saptanan değerler normal sınırlar içinde olsa bile, zaman içinde çocuğun kendine özgü büyüme grafiğinden sapmalar olabilir.<br />
&#8220;Çocukluk Çağında Beslenme&#8221; adını verdiğim bu kılavuzda, doğduğu andan itibaren 5 yaşına gelinceye dek çocuğunuzun büyüme gelişmesindeki önemli aşamaları esas alarak, beslenme konusunda yol göstermeyi amaçladım. Her şey çocuklarımızın sağlığı için ..</p>
<p align="justify">Dr. Çağatay Nuhoğlu</p>
<p><a id="DONEMLER" title="DONEMLER" name="DONEMLER"></a></p>
<p align="justify"><a id="DONEMLER" title="DONEMLER" name="DONEMLER"></a><strong>ÇOCUKLUK DÖNEMLERİNE GÖRE BESLENME</strong></p>
<ul>
<li>0 &#8211; 4 Aylık Bebeğin Beslenmesi</li>
<li>4 &#8211; 9 Aylık Bebeğin Beslenmesi</li>
<li>9 &#8211; 12 Aylık Bebeğin Beslenmesi</li>
<li>1 &#8211; 5 Yaş Çocuk Beslenmesi</li>
</ul>
<p><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a></p>
<p align="justify"> </p>
<p align="justify"> </p>
<p align="justify"><strong>0 &#8211; 4 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ:</strong></p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Anne sütü mükemmel besin içeriği ile kolay hazmedilir, etkili bir biçimde kullanılır. Bebeğinizi hastalıklardan korur, mamalarla beslenmeden daha ucuza mal olur. Bunun ötesinde emzirmek suretiyle, anne bebek bağının kurulması kolaylaşır, yeni bir gebeliğin gecikmesi ve annenin sağlıklı kalması mümkün olur.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Doğumdan sonraki ilk 4 ayda yalnızca anne sütüyle beslenen bebekler ishal ve zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara, alerjik rahatsızlıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler. Bu nedenle;</p>
<p><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a></p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a><strong><em>İlk 4 ay bebeğinizi tek başına anne sütüyle besleyiniz. Bu aylarda anne sütüyle birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller.</em></strong></p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Bebeğinizin yalnızca anne sütüyle beslendiği bu dönemde, su kaybına yol açan hastalık halleri dışında ilave su gereksinimi yoktur! Eğer ishal gibi mutlaka su verilmesi gereken bir durum söz konusuysa kaynatılmış su veriniz.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>İlk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir. Bebeğinizi istedikçe ve sık sık emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız. Anne sütünün artmasını sağlamak için sık emzirme birinci koşuldur. Bebeğinizin emmediği durumlarda, göğsünüzde süt birikimi söz konusu olduğunda <strong>tırle</strong> adı verilen pompalarla boşaltma işlemi yapabilirsiniz. Bu pompalar hemen her eczaneden kolaylıkla temin edilebilmektedir.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Tüm annelerin sütü yararlıdır. Başlangıçta oldukça koyu olan sütünüz zamanla sulu bir hal alır; bu, anne sütünün genel özelliğidir ve tamamen doğal bir durumdur. Benim sütüm bebeğime yaramıyor gibi sözlerin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü her annenin sütü kendi bebeği için özeldir.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir, bu durum bazen yanlışlıkla ishal olarak değerlendirilir. Oysaki altın sarısı renkte, kötü kokmayan, sulu, günde 7 &#8211; 8 kereye kadar olabilen bu dışkı tamamen normaldir. Yine aynı özellikleri taşıyan ama 3 günde bir bol miktarda yapılan kaka da normal kabul edilir. Ancak dışkı çok sert ise nedeni araştırılmalıdır.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Göğüs uçlarında meydana gelen çatlaklar genel kanının aksine, temizlikteki yetersizlikten değil, uygun emzirme pozisyonunun ve tekniğinin sağlanamamasından ileri gelir. Bebek, memenin sadece ucunu değil renkli kısmın önemli bir bölümünü <strong>bir ağız dolusu</strong> almalı, çene ucu meme cildine temas eder vaziyette ve alt dudak dışa kıvrılmış olmalıdır. Bu şekilde bebeğin yanaklarında şişlik oluşur ve yutkunarak annesinin sütünü aldığı kolayca fark edilir. Eğer çatlak meydana gelmişse doğru pozisyonda ve uygun emzirme tekniğiyle sorun kısa sürede halledilir. Beslenme sonrası bir miktar anne sütünün çatlak bölgelere sürülerek kurutulmasının yararlı olduğu düşünülmektedir.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a><strong><em>Emziren anneler her zaman bol ve pamukludan yapılma sutyen giymelidirler.</em></strong></p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Anne sütünün yetmediği inancıyla doktora danışmadan yeni bir gıdaya başlanmamalıdır. Düzenli kilo alan, günde ortalama 6 kez beslenebilen, bezini günde 6 defa ıslatan bir bebek anne sütünü yeterince alıyor demektir. Kaka sayısı beslenmenin değerlendirilmesinde güvenilir bir işaret değildir.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Anne sütünün yeterliliği en iyi çocuğun gereken tartıyı almasıyla anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrollerine getiriniz.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Çalışan anneler sütlerini sağdıktan sonra, kaynatılarak steril edilmiş şişelerde oda sıcaklığında 8 saat, buzdolabında 24 saat ve buzlukta dondurarak 6 ay saklayabilirler. Bu amaçla saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatılmamalıdır.</p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a>Bebeklere ilk yaşın sonuna kadar kaynatılmamış su verilmemesi tavsiye edilir.</p>
<p><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a></p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a><strong><em>Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne bebek sağlığı açısından çok önemlidir. Bu nedenle annelerin; günde 2 litre (10 su bardağı) kadar sulu gıdalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto çorbalar, vb.) almaları önerilir.</em></strong></p>
<p align="justify"><a id="0-4 AY" title="0-4 AY" name="0-4 AY"></a><strong><em>Günlük beslenmede en az 2 su bardağı süt veya yoğurt, 1 köfte kadar et ve bir adet yumurta, 3 ince dilim ekmek veya 3 porsiyon unlu yiyecek 2 adet meyve bulunmalıdır. Anne sütü verirken sigara içmemeli, çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan içecekleri tüketmemelidir.</em></strong></p>
<p align="center">
<p><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>4 &#8211; 9 AYLIK BEBEK BESLENMESİ</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Yalnız anne sütüyle beslenen bebeklerde ek gıdalara dördüncü aydan sonra başlanır. 4-6 ay arasında anne sütüyle yeterli büyüme gelişme sağlanıyorsa sadece anne sütüyle beslemeye devam edilir, bu durumda ek gıdalara altıncı aydan sonra başlanır.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong><em>Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdalar anne sütünün tamamlayıcısıdır.</em></strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Ek Gıdalar:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Çocuğun ayına uygun büyüme ve gelişme sürecini destekleyen, değişik tatlarla tanışmak suretiyle sonraki aylarda kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek ama allerji yapma niteliği az olan besinlerdir. Meyve suyu veya meyve püresi, sebze çorbası veya sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta bebek beslenmesinde önde gelen ek gıdalardır.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Ek gıdaları kaşık ya da bardakla veriniz.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk açken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz. Miktarı daima azdan başlayarak arttırınız.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Yeni gıdaların allerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Bu nedenle aynı gün içinde birden fazla yeni besin denemeyiniz. Şüpheli bir gıdayı kestiğinizde belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz. Bir iki gün sonra yeniden deneyiniz.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Bebeğinizin hoşlanmadığı önemli yiyecekleri zaman zaman yeniden deneyiniz.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Meyve Suyu:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Elma ve şeftali gibi meyvelerin suları taze olarak 1-2 tatlı kaşığı miktarından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır. Portakal ve mandalina suyunun daha ileri aylarda verilmesi uygun olur.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Meyveler iyice yıkanır, kabukları soyulur ve cam rendede rendelenir. Temiz bir tel süzgeç veya tülbentle süzülerek suyu elde edilir. Meyve suyuna başlandıktan bir iki hafta sonra püre halinde verilebilir. Meyve sularına şeker eklenmemelidir!</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Sebze Çorbası:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Meyve suyuna başlandıktan iki hafta kadar sonra öğle öğününde verilmek üzere patates, havuç, pirinç ve taze sebzelerden günlük olarak hazırlanır. Bir iki tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş arttırılır. Dört haftalık bir süre içinde tam sebze püresine geçilir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">1. Hafta (sebze çorbası)</span>: 3-4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45 dakika kapaklı kapta pişirilir. Tel süzgeçle hiç ezmeden suyu bir başka kaba alınır. Bir çay kaşığı irmik ilavesiyle tekrar 5-10 dakika pişirilir. Sıvı miktarı 200 gram olacak şekilde ayarlanır.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">2. Hafta (basit sebze püresi)</span>: Aynı şekilde pişirilir. Havuç ve patatesler tel süzgeçten tamamen ezilerek püre olarak geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak mamanın hazırlanması tamamlanır.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">3. Hafta (karışık sebze püresi)</span>: Havuç ve patatesin yanına 1 çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler eklenir. Örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz ve bir kaç yaprak ıspanak, sonraki gün ilaveten dörtte bir enginar, daha sonra dörtte bir domates gibi .. Tel süzgeçten ya da blenderden geçirilerek elde edilen püreye yine bir çay kaşığı irmik eklenerek 5 dakika daha pişirilir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">4. Hafta (tam sebze püresi)</span>: Ayrıntılarıyla anlattığım şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı zeytin yağı veya pastörize tereyağı katılır.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Altıncı aydan itibaren sebze çorbası ya da püresine 1 yemek kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş yağsız sinirsiz dana) eklenmelidir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Muhallebi:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 5. aydan itibaren akşam (gece değil) öğünü olarak verilir. 1 su bardağı süt, bir tatlı kaşığı pirinç unu, 1 tatlı kaşığı toz şekerle yapılır. Soğuk sütün bir kısmıyla pirinç unu iyice ezilir, kalan süt eklenir karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirmeye yakın şeker eklenir. İlk günlerde süt sulandırılabilir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Muhallebi, kutu mamalarla da hazırlanabilir. Özellikle inek sütü proteinlerine duyarlı olan bebeklerde bu durum tercih edilir. Bir su bardağı su 1 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra içine 5-6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Topaklanma durumunda tel süzgeçten geçirilir. Son yıllarda süt çocukluğu döneminde inek sütünün hiç kullanılmaması yönünde olan görüşler giderek ağırlık kazanmaktadır.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Yoğurt:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa kadar soğutulur. 1 litre süt içine bir çorba kaşığı yoğurt 1-2 kaşık sütle sulandırılarak eklenir, yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeksizin sıcaklığını koruyabilecek şekilde 3-4 saat bekletilir. Bir kase kadar ikindi öğünü olarak verilir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Kahvaltı:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Çocuk altı ya da yedi ayını bitirdikten, sebze püresi, muhallebi, yoğurt gibi gıdalara iyice alıştıktan sonra kahvaltılara başlanır. Süt, beyaz peynir, reçel, pekmez, ekmek veya bebe bisküvisi başlıca malzemelerdir. Tuzu alınmış bir parça beyaz peynir ve reçel sütle ezilir. Karışıma ekmek içi katılır. Bu amaçla 3-4 bebe bisküvisi kullanılabilir. Kahvaltıya önce 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanır, miktarı giderek arttırılır. Bal allerji yapma olasılığı nedeniyle bir yaşından önce tercih edilmez. İstenirse 1 çay kaşığı yağ eklenebilir. Bir süre sonra peynir, reçel, yağ ve ekmek sütten ayrı olarak verilebilir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Yumurta:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Katı olarak pişirilmiş yumurtanın sarısı 1 çay kaşığı miktarından başlanıp giderek arttırılmak suretiyle kahvaltıya ilave olarak verilir. Bir haftanın sonunda bebeğiniz bir tam yumurta sarısı yiyebilir. İyice alışmış olan çocuklara yumurta kayısı kıvamında verilebilir. Yumurtanın beyazının bir yaşında önce verilmesi genellikle tercih edilmez.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Tahıllı Çorbalar:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbası gibi gıdalar, taze sebze çorbalarına alıştırılmış olan bebeklere 7. aydan sonra değişik tatları öğretmek amacıyla verilebilir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Köfte:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Sebze çorbasıyla birlikte, yağsız sinirsiz üç kez çekilmiş dana kıymasından baharatsız olarak hazırlanmış 1-2 köfte 6. Aydan itibaren verilebilir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Balık ve Tavuk:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Bebeğiniz yedi sekiz aylık olduğunda kıymaya alternatif olarak püre halinde öğle öğününde tavuk ve kılçıksız balık eti verebilirsiniz.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Karaciğer:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Kuzu ciğeri tercih edilir. Az tuzlu suda haşlanır, zarı çıkarılır, rendelenerek balık ve tavuk etleriyle dönüşümlü olarak sebze çorbalarıyla birlikte verilir.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Çay:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>Çayın besleyici hiç bir değeri yoktur. Aksine diğer gıdaların besleyici değerini düşürür, barsaklardan demir emilimini bozarak kansızlığa yol açabilir. Bu bakımdan süt çocuğu beslenmesinde yeri yoktur.</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a><strong>6-8 AYLIK BEBEKTE BESLENME ŞEMASI:</strong></p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>_____________________________________</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>1. Öğün (saat 06.00-07.00)</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Kahvaltı + Anne Sütü</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Ara Öğün (saat 09.00-09.30)</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Meyve Suyu</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>2. Öğün (saat 11.30-12.30)</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Et + Sebze Maması + Anne Sütü</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Ara Öğün (saat 15.30-16.00)</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Yoğurt + Meyve Püresi + Ekmek</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>3. Öğün (saat 18.30-19.30)</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Sütlü Muhallebi + Anne Sütü</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Gece Öğünü</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Anne Sütü (1-2 kez)</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>_____________________________________</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Anne sütü verilmeyen bebeklerde bunun yerine uygun şekilde hazırlanmış hazır mama verilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki hiç bir mama anne sütünün tam olarak yerini tutamaz. Bu nedenle bebeğinizi kendi sütünüzle beslemek için olabildiğince gayret gösteriniz.</p>
<p align="justify"><a id="4-9 AY" title="4-9 AY" name="4-9 AY"></a>Et olarak 1 köfte, 5 tatlı kaşığı karaciğer veya tavuk ezmesi dönüşümlü olarak verilebilir. Sütlü muhallebi yerine mamalardan hazırlanmış muhallebiler ya da hazır unlu sütlü mamalar verilebilir. Sebze maması ve muhallebi öğünleri önceleri az miktarda başlanır, daha sonra 200-250 gram (bir kase dolusu) olarak hazırlanır.</p>
<p align="center"><a href="http://www.nuhoglu.com/beslenme.htm#D%C3%96NEMLER"></a></p>
<p><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a></p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a><strong>9-12 AY ARASI BEBEĞİN BESLENMESİ:</strong></p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>Çocuğunuz için bu dönemde özel yiyecekler hazırlamanıza gerek yoktur. Yetişkinler için pişirilen tüm ev yemekleri az yağlı püreler halinde bebeğe verilebilir.</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">Örnek Mönü:</span></p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">Sabah:</span> Kahvaltı</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>1 Bardak şekersiz süt</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>1 Yumurta sarısı</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>1 Tatlı kaşığı reçel ya da pekmez</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>1 Çay kaşığı yağ</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>1 İnce dilim ekmek veya 3-4 adet bisküvi</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">Ara:</span> Meyve püresi</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">Öğle:</span> Kıymalı sebze püreleri</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>Dolma içleri, sebzeli köfteler</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>Kuru baklagil püreleri</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>Bir dilim ekmek içi (sebzelerle)</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a><span style="text-decoration: underline;">Akşam:</span> Muhallebi (veya öğle öğünün aynısı)</p>
<p align="justify"><a id="9-12 AY" title="9-12 AY" name="9-12 AY"></a>Sebze olarak bakla ve patlıcan bebek beslenmesinde tercih edilmez. Bir yaşına basan bebekler aile sofrasına oturtulur, kendi kendine yemesi için teşvik edilir. Diğer sütlü besinlerin yanı sıra günde bir bardak süt içmesine özen gösterilir.</p>
<p align="center"><a href="http://www.nuhoglu.com/beslenme.htm#D%C3%96NEMLER"></a></p>
<p><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a></p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a><strong>1-5 YAŞ ÇOCUK BESLENMESİ:</strong></p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Dokuz aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütü 2 yaşına dek anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Bir yaşından sonra 13-14 aylık olan çocuğa, çatal kaşık kullanma alıştırmaları yapılabilir. Ailenin diğer fertleriyle birlikte sofrada oturan çocuğun ayrı tabağı olmalı, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Bu dönemde de çocuklar günde dört öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt ve sütlü gıdalar .. etler, yumurta ve baklagiller .. sebze ve meyveler .. unlu ve nişastalı besinler) yeterli ve dengeli tüketmelidirler.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a><strong><em>Ülkemizde en sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyuyla beslemektir. Hiç bir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır.</em></strong></p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Her gün yarım litre süt çocuklara verilmelidir. Süt her şekilde verilebilir. Sütün içerdiği kalsiyum çocukların gelişimi için çok önemlidir. 25 gram peynirde de 200 gram sütteki kadar kalsiyum vardır.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Her gün et ve baklagillerden bir ikisi beslenme listesinde bulunmalıdır.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Her gün bir yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara gün aşırı olabilir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Günde bir iki kez meyve yenmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Meyve suları da meyvenin yerine geçebilir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Günde bir iki kez nişastalı besinler ve üç dilim ekmek beslenme listesinde bulunmalıdır.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Çocuklara olabildiğince erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak yemeleri öğretilmelidir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma sık sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Öğünler arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Çay ve kahve verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle sinirliliğe yol açtığından bu içecekleri çocuklara hiç tattırmamak en iyisidir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Bu dönemde çocuklar ağız ve diş sağlığı konusunda eğitilmelidirler. 1,5 &#8211; 2 yaşına gelen çocuğun bir diş fırçası olmalı, macunsuz olarak fırçalama eğitimi verilmelidir. Üç yaştan itibaren diş macunu kullanmaya başlanabilir.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Sevgili Anne ve Baba,</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Hazırlamış olduğum bu kısa ve özlü beslenme kılavuzunun, bebeğinizin yeterli ve dengeli beslenmesi için gösterdiğiniz çabada size yol göstererek yararlı olacağını umut ediyorum. Bebek beslenmesi ile ilgili kapsamlı ve kaliteli çok sayıda kaynak eseri kitapçılarda bulabilir, merak ettiğiniz ayrıntıları doktorunuzla konuşarak bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Sağlıklı ve başarılı nesiller yetiştirmeniz dileğiyle ..</p>
<p align="justify"><a id="1-5 YAŞ" title="1-5 YAŞ" name="1-5 YAŞ"></a>Dr. Çağatay Nuhoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/cocukluk-caginda-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu hastalık bebekleri seviyor!</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/bu-hastalik-bebekleri-seviyor/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/bu-hastalik-bebekleri-seviyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 17:55:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[RSV hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[Yetişkinlerde de görülebilen ancak çocuklarda ciddi seyreden RSV enfeksiyonu, Ekim ve Nisan ayları arasında bebekleri tehdit ediyor.

Çocuklarda ve yetişkinlerde solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan bir virüs olan RSV (Respiratuar Sinsiyal Virüs), bebeklik ve çocukluk döneminde alt solunum yolları enfeksiyonunun en sık görülen sebebi. Bir yaşına kadar çocukların yüzde 50&#8242;sinin, iki yaşına kadarsa hemen hemen tümünün tanıştığı bu virüs, bebeklerde ve çocuklarda, burun tıkanıklığı, nezle, boğaz ağrısı ve ateş gibi soğuk algınlığı belirtileri ile ortaya çıkıyor. Bazen de orta kulak iltihabı ile devam eden, üstü solum yolları enfeksiyonu olarak kendini gösteriyor.
Dünya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.saglikmerkez.com/resimler/bebek-4.jpg" alt="" width="215" height="142" />Yetişkinlerde de görülebilen ancak çocuklarda ciddi seyreden RSV enfeksiyonu, Ekim ve Nisan ayları arasında bebekleri tehdit ediyor.<br />
<span id="more-489"></span></p>
<p>Çocuklarda ve yetişkinlerde solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan bir virüs olan RSV (Respiratuar Sinsiyal Virüs), bebeklik ve çocukluk döneminde alt solunum yolları enfeksiyonunun en sık görülen sebebi. Bir yaşına kadar çocukların yüzde 50&#8242;sinin, iki yaşına kadarsa hemen hemen tümünün tanıştığı bu virüs, bebeklerde ve çocuklarda, burun tıkanıklığı, nezle, boğaz ağrısı ve ateş gibi soğuk algınlığı belirtileri ile ortaya çıkıyor. Bazen de orta kulak iltihabı ile devam eden, üstü solum yolları enfeksiyonu olarak kendini gösteriyor.</p>
<hr size="2" />Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre dünyada her yıl yaklaşık 400 bin bebek bu virüs nedeniyle yaşamını yitiriyor.<br />
İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Neonatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep İnce, mevsimsel bir virüs olan RSV hakkında sorularımızı yanıtladı.</p>
<p><strong><span style="color: #008000;">RSV nedir?</span><br />
</strong><br />
Ekim-kasım gibi başlayıp mart-nisan ayına kadar devam eden bir enfeksiyon. Hafif ateş, burun akıntısı ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösteriyor.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>RSV&#8217;nin görülme sıklığı nedir?</strong></span></p>
<p>İlk bir yaşta çocukların çok büyük bir kısmını neredeyse üçte ikisini etkiler. İki yaşına kadarsa neredeyse tüm çocuklar geçirmiş oluyor bu grip benzeri enfeksiyonu.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Hangi önlemlerle RSV&#8217;nin önüne geçilebilir?</strong></span></p>
<p>Genel önlemler, özellikle çok basit gibi görünen el yıkama çok önemli. Çünkü biz erişkinler bu virüsü çocuklara taşıyoruz. Virüs yüzeylerde de uzun süre kalabildiği için bebekle uğraşan herkes ellerini iyi yıkamalıdır. Hele ki erken doğmuş riskli bir bebekse çok daha dikkat etmek gerekir.</p>
<p>İkincisi bebekleri kalabalık ortamlardan uzak tutmak lazım. Enfeksiyonu olan kişiyle bebeği temas ettirmemek, nezle, girip olan kişinin çocuğu öpmemesini sağlamak hatta eve bile ziyareti kısıtlamak, evde başka kardeş varsa mümkünse onunla temasını azaltmaya çalışmak ve evde sigara içmemek alınması gereken önlemlerdir.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Kimler risk altında?</strong></span></p>
<p>RSV&#8217;yi herkes geçirebilir ama asıl risk grupları açısından önemli. Bazı çocuklarda çok daha ciddi seyredebiliyor. Yenidoğan açısından da bu özellikle erken doğan bebekler, prematüreler, kronik akciğer hastalğıı olanlar ve doğuştan kalp hastalığı olan bebekler özellikle risk altında.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Hastalık nasıl seyrediyor?</strong></span></p>
<p>Sağlıklı çocuklarda ve yetişkinlerde bu hastalık bildiğiniz nezle ya da üst solunum yolu enfeksiyonu gibi seyrediyor. Burun akıyor, öksürük oluyor vs. Fakat diğer riskli gruplarda alt solunum yolunu ilgilendiren bronşit, zatürree gibi hastalıklara dönüşebiliyor ve komplikasyonlara yol açabiliyor.<br />
Yüksek risk gruplarında hastaneye yatıracak kadar, çok ciddi sağlık sorunlarına, yoğun bakım tedavisine kadar gidebilen bir tabloya yol açabilir.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Bunlara dikkat edin</strong></span></p>
<p>Virüs, kullanılmış mendillerde saatlerce yaşayabildiğinden kullanılmış mendilleri atın. Bebeğinizi kalabalık yerlere götürmeyin (toplu taşıma araçları, eğlence merkezleri, kreş, okul vb). Solunum yolları enfeksiyonu şüphesi veya ateşi olan kişilerin veya çocukların bebeğe temasını engelleyin. Bebeğin oyuncaklarını ve kullandığı malzemeleri sık sık yıkayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/bu-hastalik-bebekleri-seviyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güvenli oyuncak nasıl olmalı?</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/guvenli-oyuncak-nasil-olmali/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/guvenli-oyuncak-nasil-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 17:51:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncaklar]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncaklar nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncaklara dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa göre oyuncak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/?p=487</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzun oyuncaklarının güvenliğini tehdit etmemesi için oyuncak seçiminde nelere dikkat etmek gerekiyor?
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi&#8217;nde (RSHM) güvenli oyuncak için analiz yapabilecek bir laboratuvar kurulacak. RSHM Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği desteğinde yürütülen &#8220;Oyuncak Güvenliği Projesi&#8221; çerçevesinde aileler, miniklerin devam ettiği ana okullarında görevli eğitimcilerle üniversitelerin çocuk gelişimi bölümlerine devam eden öğrencilerin eğitileceğini bildirdi.Bu proje çerçevesinde ilgili çevrelerin bilgilendirilmesi amacıyla bir web sitesi hazırlandığını belirten Ertek, eğitim için bazı materyaller de temin edildiğini söyledi.
Oyuncak güvenliğinin önemine de işaret eden Ertek, bunun için bir &#8220;Oyuncak Laboratuvarı&#8221; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5><img class="alignleft" src="http://www.saglikmerkez.com/resimler/guvenli-oyuncak.jpg" alt="" width="201" height="125" />Çocuğunuzun oyuncaklarının güvenliğini tehdit etmemesi için oyuncak seçiminde nelere dikkat etmek gerekiyor?<span id="more-487"></span></h5>
<p>Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi&#8217;nde (RSHM) güvenli oyuncak için analiz yapabilecek bir laboratuvar kurulacak. RSHM Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği desteğinde yürütülen &#8220;Oyuncak Güvenliği Projesi&#8221; çerçevesinde aileler, miniklerin devam ettiği ana okullarında görevli eğitimcilerle üniversitelerin çocuk gelişimi bölümlerine devam eden öğrencilerin eğitileceğini bildirdi.Bu proje çerçevesinde ilgili çevrelerin bilgilendirilmesi amacıyla bir web sitesi hazırlandığını belirten Ertek, eğitim için bazı materyaller de temin edildiğini söyledi.</p>
<hr size="2" />Oyuncak güvenliğinin önemine de işaret eden Ertek, bunun için bir &#8220;Oyuncak Laboratuvarı&#8221; kuracaklarını bildirdi.<br />
     <br />
Burada kullanılacak cihazlardan bazılarının alındığını kaydeden Ertek, şunları kaydetti:<br />
     <br />
&#8220;Bu laboratuvarda oyuncak güvenliği için analiz yapabileceğiz. Uzak doğudan ülkemize çok sayıda güvenilir olmayan oyuncak giriyor. Biz de kurulacak laboratuvarda piyasa denetim ve gözetim yetkisi olan kuruluşlarca gönderilen oyuncakları inceleyebileceğiz.&#8221;<br />
      <br />
<span style="color: #008000;"><strong>10 adımda oyuncak güvenliği</strong></span></p>
<p>Ertek&#8217;in verdiği bilgiye göre, &#8220;10 adımda oyuncak güvenliği&#8221; için şunlara dikkat edilmeli:<br />
     <br />
&#8220;-Oyuncak çocuğun yaşına uygun olmalı,</p>
<p>-Etiketinde güvenlik uyarıları bulunmalı ve bunlar mutlaka okunmalı,</p>
<p>-Kullanma kılavuzu olmalı ve dikkatlice incelenerek çocuğa bilgi verilmeli,</p>
<p>-Çocuğun oyuncağın ambalajı ve poşetiyle oynamasına izin verilmemeli. Bunlar çocuğun yüzüne yapışınca nefes almasını engelleyip boğulmasına neden olabilir,</p>
<p>-Büyük çocuk için alınan oyuncaklar küçük çocuk için tehlikeli olabilir. Bu nedenle oyun sırasında çocuklar gözetim altında tutulmalı,</p>
<p>-Çocukların bakımını üstlenen bakıcı ve aile büyükleri oyuncak güvenliğiyle ilgili bilgilendirilmeli,</p>
<p>-Oyuncaklar için güvenli saklama koşulları sağlanmalı, -Oyuncaklar sık sık gözden geçirilip tehlike arz edecek şekilde kırılmış ya da bozulmuş olanlar atılmalı,</p>
<p>-CE (Ürünün AB teknik mevzuatına uygunluğunu belirten resmi işaret)  işareti olmayan oyuncaklar satın alınmamalı,</p>
<p>-Güvenliği tehdit eden ürünler Sağlık Bakanlığının internet sitesindeki &#8220;Ürün güvenliği şikayet ve ihbar formu&#8221; kanalıyla bildirilmeli.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/guvenli-oyuncak-nasil-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğiniz için küçük önlemler!</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/bebeginiz-icin-kucuk-onlemler/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/bebeginiz-icin-kucuk-onlemler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 17:45:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anneler nelere dikkat etmeli]]></category>
		<category><![CDATA[bebeği korumanın yolları]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğiniz için önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için önlemler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizin sağlıklı büyümesini sağlayacak hatta belki hayatlarını kurtaracak küçük detaylara dikkat
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, bebeği yüz üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını söyledi. Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer riskler konusunda AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özmert, 1 yaşından küçük bebeklerin, hiç bir hastalığı olmaksızın, yatağında ani olarak ölmesi durumuna Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek, bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi. Özmert, ABÖS hakkında çalışmaların, bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5><img class="alignleft" src="http://www.saglikmerkez.com/resimler/bebek-3.jpg" alt="" width="202" height="134" />Bebeğinizin sağlıklı büyümesini sağlayacak hatta belki hayatlarını kurtaracak küçük detaylara dikkat<span id="more-485"></span></h5>
<p>Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, bebeği yüz üstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 9 kat artırdığını söyledi. Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) ile bebek ölümlerine neden olan diğer riskler konusunda AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özmert, 1 yaşından küçük bebeklerin, hiç bir hastalığı olmaksızın, yatağında ani olarak ölmesi durumuna Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS)denildiğini belirterek, bu ölümlerin sebeplerinin çok iyi bilinmediğini söyledi. Özmert, ABÖS hakkında çalışmaların, bazı uygulamaların ani bebek ölümü riskini artırdığını ortaya koyduğunu dile getirdi.</p>
<hr size="2" />Yeni doğan döneminde meydana gelen ölümlerde bebeğin yatağı ve yatma şeklinin belirleyici olduğunu belirten Özmert, şunları söyledi: &#8220;Bebeği yüz üstü yatırmak, ani bebek ölümü sendromu riskini 9 kat artırıyor. Küçük bebekler, yüz üstü pozisyondayken uyku sırasında solunum merkezleri ve dolaşım merkezlerini yeterince denetleyemeyebiliyorlar. Yapılan çalışmalarda, aniden ölen bebeklerin, diğer bebeklerle karşılaştırıldığında 9 kat daha fazla yüzüstü yatırıldıkları görülmüş. Anne ve babalara, bebeklerini besleyip gazını çıkarttıktan sonra, sırt üstü yatırmalarını öneriyoruz. Yan yatırmada bile bir miktar risk var.&#8221;</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>BEBEK YATAKLARININ ÖNEMİ</strong></span><br />
     <br />
Bebeklerin yatakta boğulmalarına yol açan nedenlerden birinin de yatağın yumuşak olması olduğunu ifade eden Özmert, yan bile yatırılsa yatak yumuşaksa, bebeğin ağzı veya yüzünün yatağın içine gömülebileceğini, bebeğin havasız kalıp ölme ihtimalinin artabileceğini anlattı. &#8220;Bebek yatakları kesinlikle sert olmalı&#8221; diyen Özmert, oyun parkı gibi, başka amaçlar için üretilen eşyaların yatak olarak kullanılmasını kesinlikle önermediklerini vurguladı.</p>
<p>Yatağın içine konulan her türlü süs eşyası, yastık ve oyuncaklar ile yatağa asılan nazar boncuklarının da kazalara ve boğulmalara sebep olabildiğini belirten Özmert, şöyle devam etti:<br />
     <br />
&#8220;Bir yayında şöyle bir örnek vardı: Annenin saçı bebeğin parmağına dolanmış, bebeğin elinde de eldiven var. Bebek sürekli ağlıyor. Aile nedenini bulamıyor. Doktora götürüyorlar. Doktor bir bakıyor, saç teli bebeğin parmağına dolanmış ve parmak kangrene dönüşmüş. Yani bir saç teli bile bebeğin parmağının kopmasına neden olabilir<a title="Sağlık Haberleri" target="_self"><span style="color: #000000;">.</span></a> Bu nedenle aileler çok dikkatli olmalı. Yatağın içinde bebeğin ve üzerine örtülecek örtünün dışında bir şey konulmamasını tavsiye ediyoruz. Yatağın içine süs amaçlı, gereksiz hiç bir şey konulmamalı.<br />
     <br />
Ayrıca beşiğin kenarlarının genişliği, bebeğin başının çıkamayacağı kadar dar olmalı ve yatakla beşik arasında boşluk bulunmamalı. Bebek elini, ayağını, başını o boşluğa sokup kendini yaralayabilir.&#8221;<br />
     <br />
<span style="color: #008000;"><strong>&#8220;SİGARASIZ EV, SİGARASIZ ARABA&#8221;</strong></span><br />
     <br />
Bebeğin sigara dumanına maruz kalmasının da Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini 3-4 kat artırtığını belirten Özmert, çocuğun yanında sigara içilmesinin yanı sıra çocuğun yaşadığı evde sigara içiliyor olmasının da o bebeğin sigaraya maruz kaldığını gösterdiğini söyledi. Özmert, sigaranın bebeklere verdiği zararları şöyle anlattı:<br />
     <br />
&#8220;Sigarayı sokakta bile içseniz, akciğerlerinizde depolanmış hava ile solunumu verdiğiniz zaman, sigaranın içindeki zararlı maddeleri bebeğin bulunduğu ortama bırakmış oluyorsunuz. Hatta üzerinize sinen dumandan bile, sigaradaki zararlı maddeler bebeği etkileyebiliyor. Aileler kendi sağlıklarının yanı sıra çocuklarının sağlığı için mutlaka sigarayı bırakmalılar. &#8216;Ben sigarayı mutfakta ya da tuvalette içiyorum&#8217; bahanesi kesinlikle geçerli değil.&#8221; Özmert, aileleri, bebekleri yanlarında iken arabada hatta açık hava da bile sigara içmemeleri konusunda uyararak, &#8220;Şu sloganı benimsemekte fayda var:Sigarasız ev, sigarasız araba&#8221; diye konuştu.<br />
     <br />
<span style="color: #008000;"><strong>&#8220;BEBEĞİ NORMAL GİYDİRİN&#8221;</strong></span><br />
     <br />
Yeni doğan bebeklerin ilk bir kaç ayda terleyemediklerini ve titreyemediklerini, yani vücut ısılarını ayarlayamadıklarını anlatan Özmert, şunları söyledi:<br />
     <br />
&#8220;Dolayısıyla bebekler çevre ısısı neyse bunu vücutlarına yansıtırlar.<br />
     <br />
Bu yansıtmadan kaynaklanan zararları en aza indirebilmek için bebeğin odasının sıcaklığının 22-24 derece civarında tutulması gerekir.<br />
     <br />
Ayrıca bebeklere normal kıyafetler giydirilmeli. Eğer yeni doğan bebekler soğuktaysa, mutlaka şapka giydirilmelidir. Bebekleri fazla giydirmek, fazla ısıya maruz bırakmak, Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini artırıyor.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/bebeginiz-icin-kucuk-onlemler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altını ıslatma ciddi problem!</title>
		<link>http://www.beyazzarf.com/altini-islatma-ciddi-problem/</link>
		<comments>http://www.beyazzarf.com/altini-islatma-ciddi-problem/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 17:17:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatan çocuklara ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatma problemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar neden altını ıslatır]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar neden altlarını ıslatırlR]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda alt islatma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beyazzarf.com/?p=481</guid>
		<description><![CDATA[Beş yaşındaki çocukların yüzde 20&#8242;si, 7 yaşındaki çocukların yüzde 10&#8242;u ve ergenlik çağındaki çocukların ise yüzde 2&#8242;si altını ıslatma problemi yaşıyor.
Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Işık Ağras, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gece idrar kaçırmanın çocuklarda sık görülen bir sorun olduğunu söyledi.Beş yaş üstündeki bir çocuğun, uyku sırasında ayda ikiden fazla istem dışı idrar kaçırmasının bir sorun olarak kabul edilebilineceğini belirten Ağras, bazı çocukların gündüz uyanıkken de idrar kaçırabildiğini kaydetti. Ağras, &#8220;Beş yaşındaki çocukların yüzde 20&#8242;si, 7 yaşındaki çocukların yüzde 10&#8242;u, ergenlik çağındaki çocukların ise yüzde 2&#8242;si altını ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Beş yaşındaki çocukların yüzde 20&#8242;si, 7 yaşındaki çocukların yüzde 10&#8242;u ve ergenlik çağındaki çocukların ise yüzde 2&#8242;si altını ıslatma problemi yaşıyor.<span id="more-481"></span></h5>
<p>Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Işık Ağras, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gece idrar kaçırmanın çocuklarda sık görülen bir sorun olduğunu söyledi.Beş yaş üstündeki bir çocuğun, uyku sırasında ayda ikiden fazla istem dışı idrar kaçırmasının bir sorun olarak kabul edilebilineceğini belirten Ağras, bazı çocukların gündüz uyanıkken de idrar kaçırabildiğini kaydetti. Ağras, &#8220;Beş yaşındaki çocukların yüzde 20&#8242;si, 7 yaşındaki çocukların yüzde 10&#8242;u, ergenlik çağındaki çocukların ise yüzde 2&#8242;si altını ıslatma sorunu yaşıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<hr size="2" />Ailelerin, çocuklarını doktora götürmede bazen geç kaldıklarını dile getiren Ağras, &#8220;Ailelerin, çocuklarının altını ıslatmasını doğal karşılaması ve ailedeki diğer altını ıslatan çocuklar gibi bir yaşta düzeleceğini umması ve çocuğun ya da ailenin olayı utanç verici bulması gibi nedenlerden dolayı, doktora getirmekte geç kalabiliyorlar&#8221; dedi.<br />
 <br />
Ağras, çocukların, doktora geç başvurulması yüzünden yıllarca idrar kaçırmanın yarattığı çeşitli sorunlarla karşılaştıklarını anlattı.<br />
        <br />
Altını ıslatmada, birden fazla etkenin söz konusu olduğunu belirten Ağras, idrar kaçırma sorunu olan her çocuğun, öncelikle idrar yolu enfeksiyonu, böbrek hastalıkları, mesane ile ilgili problemler veya çocukluk çağı diyabeti gibi tedavi edilmesi gereken başka bir hastalığın varlığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi. Ağras, bu nedenle, altını ıslatan çocukların mutlaka çocuk sağlığı hastalıkları uzmanlarınca değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, &#8220;Çoğunlukla olayın psikolojik olduğu düşünülerek psikiyatri uzmanlarına yönelindiğinde yukarıda sayılan hastalıkların tanı alması güçleşiyor&#8221; diye konuştu. Ağras, altını ıslatma tedavisine gerekli testler yapılarak başka bir hastalık olmadığından emin olunduktan sonra<br />
 başlanabilineceğini söyledi.<br />
        <br />
<span style="color: #008000;"><strong>Ailelerde de idrar kaçırma öyküsü var</strong></span><br />
        <br />
Altını ıslatmada, birebir genetik geçiş olmadığını belirten Ağras, çocukların aileleri incelendiğinde yüzde 60-80 oranında idrar kaçırma öyküsü ile karşılaşıldığını kaydetti. Ağras, anne ve babasında çocukken altını ıslatma problemi olan çocukların yaklaşık yüzde 75&#8242;inde, sadece bir ebeveynde altını ıslatma problemi olan çocukların ise yüzde 40&#8242;ında hastalığın ortaya çıktığını söyledi.<br />
        <br />
&#8220;İdrar kaçırmada psikolojik etkilenme ikincil bir neden&#8221; diyen Ağras, hastalardaki en belirgin sorunun çocuğun uykuda mesane doluluğunu hissedememesi ve tuvalete gitmek üzere uyanamaması olduğunu dile getirdi.<br />
 <br />
<span style="color: #008000;"><strong>Tedavi yöntemleri</strong></span><br />
        <br />
Ağras, sorunun tedavisinin tek bir ilaçla mümkün olmadığını belirterek, tedavideki başarının, çocuğun tedaviye katılması, duyduğu utanç ve suçluluk duygusundan uzaklaşması ve bu sorundan kurtulmayı istemesine bağlı olduğunu kaydetti.<br />
        <br />
Tedavi yönteminin, çocuğun anlayabileceği şekilde anlatılmasını öneren Ağras, &#8220;Çocuk, asla bu sorun nedeni ile cezalandırılmamalı ve düzelme konusunda attığı her adım ödüllendirilmeli&#8221; dedi.<br />
        <br />
Ağras, tedavide öncelikle gündüz tuvalete gitme alışkanlığının düzenli olmasının sağlanması, idrar tutma alışkanlığının kırılması, iki saatte bir mesanenin düzenli olarak boşaltılması gerektiğini söyledi. Uyku öncesi iki saatlik dönemde, sulu gıdaların kısıtlanmasının, gece uyanmalarını azalttığını ve tedavinin başarısını artırdığını ifade eden Ağras, &#8220;Hastanın mutlaka işeme günlüğü tutması istenmelidir. Bu, hem tedavi başarısının izlenmesi hem de çocuğun olaya katılımı açısından önemlidir&#8221; dedi.<br />
        <br />
Ağras, günümüzde, tedavide en çok &#8220;alarm&#8221; yönteminin kullanıldığını belirterek, &#8220;Bu yöntemle, çocuğun gece mesane doluluğu hissi ile uyanmasını öğrenmesi sağlanıyor&#8221; diye konuştu. Hastanın, bu tedavi ile en az 3-6 ay izlenmesinin önemli olduğunu anlatan Ağras, bunun yanı sıra gece idrar miktarını azaltmaya yönelik hormon tedavisi ve &#8220;imipramin&#8221; gibi mesane üzerine etkili ilaçların da kullanıldığını kaydetti. Ağras, bu ilaçlar kesildiğinde idrar kaçırmanın tekrarlama sıklığının oldukça yüksek olduğunu, bu nedenle çok tercih edilmediğini de söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beyazzarf.com/altini-islatma-ciddi-problem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
